Ana içeriğe atla

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m2), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor. 



 

Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış bir coğrafyada yaşadığımızı bir kez daha hatırlıyoruz. Üstelik parkta sanatçılarımızdan Barış Manço, Aşık Veysel ve Neşet Ertaş’ın da heykelleri mevcut. Parkın içerisinde sadece tarihteki önemli savaşçıları değil, bilim insanları, edebiyatçılar, sanatçıları da görmek daha da hoşumuza gidiyor.




Parkta Neler Var? (Broşürden alınan bilgiye göre)

·        206 Heykel

·        7 Kompozisyon

Ergenekon Destanı, Kürşat ve 40 Çerisi, Göktürk okçuları, Kurtuluş Savaşı Koşan Atlıları, İstanbul’un Fethi, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı.

·        8 Türk Yazıtı Replikası

Gök Türk döneminden: Kül Tigin ve Tonyukuk

Uygur döneminden: Moyun Çor, Terkin ve Dolodoy

·        4 Dev Panaromik Resim

Ergenekon Destanı, 1071 Malazgirt Zaferi, 1453 İstanbul’un Fethi, Kurtuluş Savaşı.

·        3 Frig Kabartması

 

Müzenin girişinde bir Atatürk heykeliyle daha karşılaşıyoruz, ne kadar çok Atatürk heykeli olduğunu görüp biraz daha mutlu oluyoruz. 

Müzenin dışında kocaman harflerle;

“Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.- K.ATATÜRK.”

yazısını görüyoruz ve etkilenmeden edemiyoruz.



Müzenin girişinde bizi tarihimizdeki önemli kitaplar ve yazıtlar karşılıyor. Divan-ı Lügat-ı Türk, Kutadgu Bilig gibi eserlerimizi, yazıtları ve tarihte Türklerin kullandığı alfabeleri inceleyip panaromik resimlerin sergilendiği alana geçiyoruz. Her bir resim çok etkileyici olduğundan bir süre inceleyip tarihteki herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz.




Ardından parkı bir müddet daha gezip, parkın en sonundaki Türk Otağı’na gidiyoruz. Orijinal keçeden yapılmış, 120 m2’lik otağın içindeki detaylardan etkilenip, tahta oturup fotoğraf çektiriyoruz.



Gezimiz bitince, dönüp arkamıza, tarihimize iyice bakıyoruz. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki kanda olduğuna ikna oluyoruz. Daha fazla spoiler vermiyorum, ne hissedeceğiniz de tamamen size kalmış. 

Tek kötü yanı etrafındaki kocaman binalar olan bu harika müzeyi ziyaret etmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu harika atmosferin sağlanmasında emeği geçen herkese ve bu harika yatırımı yapan Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel’e teşekkürlerimi sunuyorum.

Peki, sen şanlı Türk tarihiyle tanışmaya hazır mısın?



 Şurdan bilgi alabilirsiniz: https://www.turktarihmuzesiveparki.com/tr

 

 

Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...