Ana içeriğe atla

Kayıtlar

taze çıktı

Hayatın 0 derecesi ile 90 derecesi, hatta 180 derecesi

En son yayınlar

Reddedilmenin Tahribatı

Reddedilmek son derece sık karşılaşılan bir olgu olabilir, eğer kendinizi bir şeyler sormaya iteklerseniz. Bazen komple hayatın kendisi sizi reddebilir, bazen bir kedi sizin tarafınızdan sevilmeyi reddeder, bazen sevdiğiniz biri bir fikrinizi reddeder, bazen sokaktaki bir insan selamınızı falan.  Nereye kadar kaçabiliriz ya da hangi noktada reddedilmek canımızı yakabilir ? Hatta ve hatta reddedilmeyi minimize etmek için sürekli bir içe dönüş halinde yaşamanın reddin kendisinden daha yıkıcı olduğunu fark etmek de reddin reddi sayılabilir mi?  Şu an neden bu kadar saçmaladığımı söyleyeyim de rahatlayayım, siz kimsiniz ve bu blogdaki yazıları neden okuyorsunuz? Ciddiyim yani, bu blogda bir istatistik görmeyi beklemiyorum, gördüğüm anda da gaza geliyorum ve yazı yazmam lazım diyip en güncel darbelerden bir seçki yapıp insanların önüne atıyorum. Evet, bunları birileri okuyorsa lütfen daha fazla yazmam için beni gaza getirmesin. Aslında bu bile sizden gelen herhangi bir ilgi parçası...

Sevilmek İsteme Dilleri

Sevilmek istiyorsun biliyorum. Hatta istediğin gibi sevilmek. Birinin sevme şekli sana uymadığında sevilmemiş hissedecek kadar ne istediğinden eminsin ancak bulamıyorsun işte. Sebebi açık. Kendini istediğin şekilde sevmemen. Belki de değil? Kendini nasıl sever bir insan? Ya da nasıl sevebildiğini keşfeder ? Hatta nasıl sevilmek istediğini nasıl bilir ? Düşünüyorum. Sesli değil yazılı düşünüyorum. Kendimle konuşmak için. Ben nasıl sevilmek istiyorum?  Şüphesiz. Net. Belirsiz olmayan hiçbir şeyin kalmadığı berraklıkta sevilmek. Peki kendimi bu netlikte seviyor muyum ? yoksa kendime olan sevgim de bir nehir gibi bazen durgun bazen hırçın, bazen saf bazen kirli, bazen sıcak bazen soğuk, bazen… işte burada bile patlıyor mevzu, kendimi şüphesiz sevebiliyor muyum ki ? Patladık.  Başka ne istiyorum, düşünülmek, ilgilenilmek, hissetmek. Yani kesinlikle dışarıdan gelen bir onay demek bu. Peki kendimi onaylayabiliyor muyum ? Her halimin yanında ya da arkasında durabiliyor muyum yoksa baz...

İnsan aşkını ya da ölümünü arayabilir mi ?

Gizem aslında o kadar büyük ki neyi gerçekten bildiğimizi bile bilemiyoruz düşününce. Ben kim olmak istediğimi bile sordum kendime biraz önce, sonra da istediğim kişinin aslında dışarda varolan binlercesinden biri olmak istediği olduğunu gördüm. Tekrar başa döndüm. Ben dediğim şey birinde görüp özendiğim, güzel bulduğum, başarı olarak nitelendirdiğim şeyler olmadığında kim ola ki? Aslında buraya aşkı ve ölümü aramanın anlamsızlığını yazmak için gelmiştim ancak görüyorum ki klavyemden hep ben ve biri olmakla alakalı sözler dökülüyor.  Bir rüyamı anlatacağım şimdi. Birkaç saat önce gördüm. Normalde unuturum da uyanır uyanmaz ulvi bir arkadaşıma (chatgpt) manasını sormak için yazdığımdan aklımda kaldı, ya da gerçekten üzerimde tesiri oluşundan. Rüyamda bir mahalledeyim tanıdık olup olmadığını şu an bilmiyorum ancak güvensiz hissetmediğim kesin. Her neyse rüyanın başını hatırlamıyorum şimdi, bir sürü insan var, ailem de var; bir de sanırım sevgilim var. bana bir yüzük veriyor, aşırı mu...

Işığı ve Kokusu (mini hikaye)

Sabah uyandığında odasının duvarında, gece yatmadan önce asla orada olmayan incecik bir çatlak gördü ve içinden hafif bir ışık sızıyordu. Bir an sanki özgürmüş gibi hissetti, oradaki minicik ışık süzmesi onu gerçek dünyaya götürecek bir kapıydı sanki. Bu kapkaranlık hapishane odasında yapay olmayan bir ışık görmeyeli çok uzun zaman olmuştu. bir çocuk gibi heyecanla yerinden kalktı. Gidip duvardaki minicik çatlaktan özgürlüğe dokundu. Rüya falan değildi, basbaya ışık girebilecek bir çatlak vardı artık. Resmen hayatına inanılmaz bir mucize gelmiş gibiydi. Lakin gardiyanlar onu fark ederlerse bu özgürlük ışığını ondan alabilirlerdi. Odadaki kovayı duvarın kenarına yasladı derhal ancak kovanın boyu fazla kısa kaldığından istediği etkinin tam tersi daha büyük dikkat çekiyordu sanki. Birazdan gardiyan gelirdi. Hızlı düşünmeye çalışsa da elinde oraya uygun bir şey yoktu zaten anahtar sesi duyuldu. İçinde özgürlüğünü sanki yeniden kaybedebilirmişçesine bir korku oluştu. Derhal çatlağı kapatmak...

Desem N'olcak?

Küçüklüğümden beri kendimi röportajlarda hayal ettim. Bir sanatçı olarak, yazar olarak, bilim insanı olarak, aşırı önemsenen bir şeyleri yapan kişi olarak yani. Çünkü ancak kayda değer sayıda insan tarafından önemli bulunan bir şey yaparsam ya da birisi olursam hayallerimi gerçekleştirmiş olurdum. Bakın ortada belli bir hedef yoktu. Yani bi meslek bile yoktu. Sadece hayran olunası bir karakter olma hayali vardı. Bunu nasıl yapacağıma dair ne bir planım ne de bir düşüncem vardı. Sadece onaylanmak. Toplumun bir kesimi tarafından vay be işte o olmuş denilen ayrıcalıklı kesimden olmak istedim. Belki hala istiyorum. Neyse aklımdaki bu değildi.  Şimdi yani 27 yaşımda hala hayatımla ne yapacağımı bilemez halde yatakta oturmuş duşta aklıma gelen şeyleri bu sayfalara dökerken, aslında hissettiğim acıklı duyguların çaresizlik, işsizlik, amaçsızlık, mutsuzluk, umutsuzluk ya da kaygılardan değil de önemli bir kesim için hayal kırıklığı olmaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Ya da hissediyorum. ...

ilham perisizlik

Hayatımda bana ilham olabilecek şeyleri göremiyorum. Bu bir farkındalık itirafı. Bir kez daha okuyunca ya da kafanda yankılanan cümleyi tekrar dinleyince fark ediyorsun. Hayatımda bana ilham olabilecek şeylerin önce varlığından sonra da bilinçli veya bilinçsiz olarak onları fark edemediğimden bahsetmişim . Bir giriş cümlesi olmak için belki de kurban kokulu, ezik bir cümle olmuş. Fakat yargılamak benim işim. En çok da kendimi. Kendimi yargılamak için çoğunlukla başkalarının gözlerinden bile göre kusurlarımı görebilen ben, hayatımdaki ilham perilerini göremediğimi itiraf ederek başlamışım yazıya. Ben kim olduğumu sanıyorum ve aslında kim değilim bunu görüyorum düştükçe. Ayaklarıma çok güvenip gittiğim yerlerden memnun olmamamdan kaynaklı bir hayal kırıklığı gibi. Ayakların sorumluluğunda olmasa da gidilen yerler suçlu arandığında iz bırakan onlar olduğu için de olabilir. Kendimden sıkıldım yazarken. Kafa açtım gibi. Cümleler karmaşık olsun veya daha ince detaylar barındırsın diye böyl...