Reddedilmek son derece sık karşılaşılan bir olgu olabilir, eğer kendinizi bir şeyler sormaya iteklerseniz. Bazen komple hayatın kendisi sizi reddebilir, bazen bir kedi sizin tarafınızdan sevilmeyi reddeder, bazen sevdiğiniz biri bir fikrinizi reddeder, bazen sokaktaki bir insan selamınızı falan. Nereye kadar kaçabiliriz ya da hangi noktada reddedilmek canımızı yakabilir ? Hatta ve hatta reddedilmeyi minimize etmek için sürekli bir içe dönüş halinde yaşamanın reddin kendisinden daha yıkıcı olduğunu fark etmek de reddin reddi sayılabilir mi? Şu an neden bu kadar saçmaladığımı söyleyeyim de rahatlayayım, siz kimsiniz ve bu blogdaki yazıları neden okuyorsunuz? Ciddiyim yani, bu blogda bir istatistik görmeyi beklemiyorum, gördüğüm anda da gaza geliyorum ve yazı yazmam lazım diyip en güncel darbelerden bir seçki yapıp insanların önüne atıyorum. Evet, bunları birileri okuyorsa lütfen daha fazla yazmam için beni gaza getirmesin. Aslında bu bile sizden gelen herhangi bir ilgi parçası...