Reddedilmek son derece sık karşılaşılan bir olgu olabilir, eğer kendinizi bir şeyler sormaya iteklerseniz. Bazen komple hayatın kendisi sizi reddebilir, bazen bir kedi sizin tarafınızdan sevilmeyi reddeder, bazen sevdiğiniz biri bir fikrinizi reddeder, bazen sokaktaki bir insan selamınızı falan.
Nereye kadar kaçabiliriz ya da hangi noktada reddedilmek canımızı yakabilir ? Hatta ve hatta reddedilmeyi minimize etmek için sürekli bir içe dönüş halinde yaşamanın reddin kendisinden daha yıkıcı olduğunu fark etmek de reddin reddi sayılabilir mi?
Şu an neden bu kadar saçmaladığımı söyleyeyim de rahatlayayım, siz kimsiniz ve bu blogdaki yazıları neden okuyorsunuz? Ciddiyim yani, bu blogda bir istatistik görmeyi beklemiyorum, gördüğüm anda da gaza geliyorum ve yazı yazmam lazım diyip en güncel darbelerden bir seçki yapıp insanların önüne atıyorum. Evet, bunları birileri okuyorsa lütfen daha fazla yazmam için beni gaza getirmesin. Aslında bu bile sizden gelen herhangi bir ilgi parçasının reddi. Bu yazıda sık sık reddedilmekten korkma güdümü ortaya dökeceğim.
İnsan doğası gereği reddedilmiş bir canlıdır bakın şimdi belli bir zaman kaldığımız sorunsuz bi yer vardı ve annemizin bedeni bizi ordan attı yani daha burası bile bir ret olarak değerlendirilebilecekken biz durumu sanki ilk kez aşık olduğumuzda ben seni sevmiyorum denmesiymiş gibi davranamayız. Her neyse ben çok reddedilmiş biri miyim emin değilim, bi 100 bin liraya tekrar terapiye başlar ve çözerim çok istiyorsanız, ama bir şekilde insanlar tarafından sık dışlanabilen bir tip olduğumdan bunu bit varoluş biçimi haline getirip daha kimse beni reddetmeden reddetme potansiyeline karşın ben o reddedilme aşamasına kendimi sokmamayı öğrenmişim. Yani şunu demeye çalışıyorum ben reddedilmekten korkan bir birey olduğum için insanlarla iletişimimi minimize etmeyi öğrendim, buna yetişkinlikte yalnızlığı seviyormuş gibi yapmak da denebiliyor.
Aslında insanlarla büyük dertlerim yok, çünkü hayatımın büyük çoğunluğunda ben kendimi reddettim (kendimi kabul etmememin karşılığı olarak yani). Sonuç olarak da insanların da beni kabul etmemelerini okey buldum ve onlarla kendimi meşgul etmedim. Ama sonra büyüdüm ve etkileşimler konusunda da fena olmayacak adımlar attığımı hatta bağ bile kurabildiğimi fark ettim. Lakin bir problem vardı, bu insan beni kabul ettiğine göre benimle alakalı hiçbir şeyi reddetmemeliydi artık, yoksa ben bunu yine beni kabul etmediği şeklinde yorumlayacak ve topuklamaya çalışacaktım.
Oh be, söyledim işte.
Benim en büyük korkularımdan birisidir reddedilmek, o yüzden kimseye kolay kolay buluşma teklif etmem, fikir sormam, yemek yaptığımda nasıl olmuş asla demem çünkü bunların cevabını beğenmeyebilirim ve bu da bende istenmiyorum hissi oluşturabilir. Hmm baya kötüymüş ya falan demeyin lütfen, farkındayım.
E peki sonuç ne? ya da çözüm ?
Bence olabildiğince reddedilip bir şey olmadığını görmek. Gelen yorumları veya cevapları objektif değerlendirebilmek, kendinle alakalı fikirlerinin başkalarının görüşleriyle değişmeyecek ölçüde kendini sevebilmek falan.
Yapabilen varsa buyursun. Zaten yapmışlara selam ve dua ile.
Yorumlar
Yorum Gönder