Ana içeriğe atla

Kayıtlar

nur sena akdeniz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

YARATICI YAZARLIK DEFTERİM-2

  YY-2: Yıllar sonra öğreniyorsunuz ki aslında üçüzmüşsünüz. Diğer iki kardeşinizle az sonra tanışacaksınız. Siz de… İnanılmaz gerginim. Kızgınım, hatta şoktayım. Üçüzmüşüz. Ne demek bu ya? Yıllarca aslında benden 2 tane daha olduğunu bilmeden yaşamama nasıl ve neden izin verdiniz? Hem sadece ben mi dışlandım acaba? Acaba diğer ikisi birbirini biliyor hatta gerçek ikizler gibi birbirlerine bağlı mı yaşıyorlardı? Peki ben gelince eksik bir parçaları olduğunu kabul edip o yapbozun parçasını doldurmama izin verirler miydi? Kafamda binlerce soru, binlerce endişeli düşünce var. Maalesef ki bu yaşıma kadar benden gizlenmiş bu gerçekle yüzleşmek beni olgunlaşmış hissettirmiyor. Aksine çalınmış kardeşliğim beni daha da huysuz bir çocuğa çevirdi sanki. Yaşanılabilecek her şeye geç kalmıştım. Kafamda o kadar çok tilki dolaşıyordu ki bir yandan da “Ya onları hiç sevmezsem?” diye düşünmeden edemiyordum. Ama sonuçta biz üçüzdük yani birbirimizi hiç tanımasak da aşırı benzer genlerimiz vardı. ...

İç Güveysinden Hallice

Elinde bir bezle içeri girdi. Masanın üzerindeki ıvır zıvırı toplayıp masayı sildi ve yemin ederim ben temizim diye haykıran bembeyaz örtüyü masaya serdi. Bir anda gözü bana takıldı, sanki yanlış yerde duran bir eşyaymışım gibi bana baktı. Varlığımı inkâr edemeyeceğini anlayınca da bir sohbet açmak istedi galiba. Masadan aldığı saçma şeyleri çekmeceye yerleştirirken “Naber?” diye sordu.  “İç güveysinden hallice.” deyince aniden yüzüme baktı. “O ne demek lan?” Oturduğum koltuğa iyice yerleştim ve bir yastığı kucakladım. “Yani içinde bulunduğum durumdan şikâyet edemeyecek kadar çamura saplanmış ama şikâyet edebilecek kadar da sıkılmış ve umarsız gibiyim.” Elimdeki yastığı bir hışımla alıp vura vura düzeltti ve kenara koydu. “Felsefe kasıyorum diyosun boş boş.” Koltuklara serdiği örtüleri toplamaya başladı. Özenle seçtiği koltukların rengi yılda 2-3 defa gün yüzü görebiliyorlardı, onlar için sevinçliydim en azından. “Hıhı. Boş. Evet bu kelime de ruh halime fazlasıyla u...

24 saat sandığınız kadar kısa ya da uzun değildir.

Telefonumun sesli notlar kısmına kaydettiklerimi dinlerken aşağıdaki metni kendi sesimden dinledim. Ardından, "Bunu nerden okumuşum acaba?" diye metnin içinden bir iki cümleyi Google'da aradım ama bulamadım. Aklıma gelmedi bunları kendimin yazmış olabileceği. Bir kez daha aradım hatta ama yok. Sonra, notlar kısmına girip 27 Haziranda böyle bir not yazmış mıyım diye baktım ve evet işte orda. Bir an kendimle gurur duydum. Kendimden böyle bir şeyi asla beklemiyor oluşumla dalga geçtim. Yine de "Vay be!" dedim. İşte şimdi onu buraya da ekleyeceğim, belki size hiçbir şey ifade etmez ama bir gün Google'da ararsam burada bulayım diye.  BİR AYNA 24 saat sandığınız kadar kısa ya da uzun değildir, 70 senelik ömür de öyle. Bir bebeğin büyümesi ne kadar zorsa, Yaşamak da en az onun kadar zor ve umut doludur. Her an nefret ederken daha çok sevmek, sevdiğini sandığında da soğumak mümkündür. En yakın dostunu görmek bile istemezken bazen düşmanınla oturur iki lafın belini k...