Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yoga etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayat Boktansa Çözümü Vardır.

  Bazen ne yaparsak yapalım olmaz. Ama inatla yapmaya devam ederiz. Çünkü biz insanların ne isterlerse başarabileceklerini, her istediklerine – yeterince isterlerse- ulaşabileceklerini düşünen bir altyapıya sahibiz. Siz değilseniz buradaki sözlerim sizi hiç ilgilendirmiyor. Bu dertten muzdarip olan, iyilerin her zaman kazanacağı masallarıyla büyümüş arkadaşlarımla yoluma devam ettiğimi bilmek beni mutlu eder. Size şimdilik bay bay. Bizim temel sorunumuz bence kendimize ve yapabileceklerimize inanmış olmaktır. Evet inanmış olmak. Ama gün gelip de çocukluğumuzda planladığımız kişiyle uzaktan yakından alakası olmayan insanlara dönüşmüşsek, içimize bir savaşın olması kaçınılmaz. Kendimizi bulunduğumuz yere, duruma, yaşanılan olaylara layık bulmayız; hep daha fazlasını, daha iyisini hak ettiğimizi düşünürüz, belki aksiyona geçeriz, çabalarız ama bir yandan da hayatımızda hiçbir şey hayal ettiğimiz çizgide gitmemeye devam eder. Denklemin iki bilinmeyeni olduğu için burada yapılabilecek...

Toksik Pozitiflik Nedir? Nasıl Uygulanır? (Evde Denemeyiniz.)

Pozitifliğin de toksikliği olur mu demeyin, hem de mis gibi olur. İnsan zihni kutuplardan hoşlandığından (bizzat Osho böyle söylüyor), pozitif bir şeyin de zararlı bir yanını icat ediveriyor. Peki nedir bu toksik pozitiflik, nasıl uygulanır? Son zamanlarda kişisel gelişim yolunda atılan büyük adımların sonucunda, devamlı kendimizi iyi hissetmek zorunda olduğumuz için sürekli bir şükür halinde bulunma, her anı dolu dolu yaşama, "only pozitif vibes" yayma zorunluluğu hissedip; bunları yapamayınca da kendini zehirleme durumudur. Yaşanan olayların üstünü pozitif düşünmeye çalışarak kapatmak, acıdan kaçmaktır. Yani kendinize durup dururken, “Al işte az önce iyi hissetmeyi unuttun, aptal!” demenizdir. O kadar çok pozitif hissetmek zorunda hissediyoruz ki bir yerden sonra kötü hissetmek ya da hiçbir şey hissetmemek bize yanlış gelmeye başlıyor. Üstüne bir de iyi hissetmediğimiz anlar için kaygı duymaya başlıyoruz. Doğru beslenmediğimiz ya da uyku saatimizi kaçırdığımızda kendimize i...

1K3A-Hayat Sana Ne Anlatıyor? (Çetin Çetintaş)

Çetin Çetintaş- Hayat Sana Ne Anlatıyor?  Unutma ki beklentin ancak ihtiyacın kadar karşılanabilir. (syf 19) Faydasını gerçekleştiren her şey biter... Bütün ilişkiler bitmek zorunda. (syf 98) İçine atma, için çöplük değil. Anlatmak; olanı görmek, duyguyu boşaltmaktır. Sorunlarını seni dinleyenler çözmez zaten, o dert senin için bir anlam kazanmıştır ve sonunda yine sen çözersin. (syf 167) Duyguların ortaya çıkışlarındaki esas sebebin hala hayatta olmamız ve taşıdığımız elementlerin dengesizliğinden olduğunu öğrendiğimde bunu hazmetmek için zamana ihtiyaç duymuştum.  Halbuki içimizdeki ateşin, toprağın, havanın ve suyun eksikliği veya fazlalığı bizi bunları dengeye çağırmayı iten duygulara yöneltiyor. İstemsizce bunları dengelemek için bir sürü şey yapıyoruz tabi ki, ama fark edince, nedeni görünce insanın hayata ve kendine bakışı değişiyor. Ha bir de akaşa var.  Hayatı anlamlandırma yolunda değişik bir bakış açısı için tavsiye edebileceğim bir kitap.

You 3.sezon İnceleme 💬

🗡Çocukluğundan beri yaptığı şeyi yapan ve muhtemelen birkaç sezon daha yapmaya devam edecek olan Joe Goldberg’ün cinayet ve sözde aşk dolu hikayesinin 3.sezonu çıktı, izlediniz mi? Bu sezon benim için çok daha anlamlıydı.  Birinci sebep; ilk iki sezonu izlediğimde kişisel gelişime bu kadar meraklı değildim ve insan psikolojisi hakkında bu kadar çok şey okumamıştım.  İkincisi; bu sezonda sıklıkla bahsedilen kitabı tam da diziyi izliyorken okuyordum (Bülbülü öldürmek- kitaptan alıntılar yapılıyor.)  Üçüncüsü ise; “Şavasana’yı asla bozma.” diyor Joe, yogadaki ölü adam pozunu uyarladığı, zaten artık ölü olan bir adama. Fakat sezonun benim için en iyi, en anlamlı yeri Love’ın açılışta söyleşisine katıldığı "Neşenin sırrı" adlı kitabın yazarı, aşırı mutlu, hayatın sırrını çözmüş ablamızla olan sohbeti oldu. İki üç kere o sahneyi izledim. Hatta kaydettim. Çünkü kendi içimdeki iki tarafı simgeliyorlardı resmen. Bir yanda hayatımın güzelliklerine odaklanmamı isteyen iyimser y...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...