Ana içeriğe atla

You 3.sezon İnceleme 💬

🗡Çocukluğundan beri yaptığı şeyi yapan ve muhtemelen birkaç sezon daha yapmaya devam edecek olan Joe Goldberg’ün cinayet ve sözde aşk dolu hikayesinin 3.sezonu çıktı, izlediniz mi?

Bu sezon benim için çok daha anlamlıydı. 

Birinci sebep; ilk iki sezonu izlediğimde kişisel gelişime bu kadar meraklı değildim ve insan psikolojisi hakkında bu kadar çok şey okumamıştım. 

İkincisi; bu sezonda sıklıkla bahsedilen kitabı tam da diziyi izliyorken okuyordum (Bülbülü öldürmek- kitaptan alıntılar yapılıyor.) 

Üçüncüsü ise; “Şavasana’yı asla bozma.” diyor Joe, yogadaki ölü adam pozunu uyarladığı, zaten artık ölü olan bir adama.

Fakat sezonun benim için en iyi, en anlamlı yeri Love’ın açılışta söyleşisine katıldığı "Neşenin sırrı" adlı kitabın yazarı, aşırı mutlu, hayatın sırrını çözmüş ablamızla olan sohbeti oldu. İki üç kere o sahneyi izledim. Hatta kaydettim. Çünkü kendi içimdeki iki tarafı simgeliyorlardı resmen. Bir yanda hayatımın güzelliklerine odaklanmamı isteyen iyimser yazar; öbür taraftaysa bu yaptıklarımın hiçbir yere varmayacağını düşünen karamsar Love. 

Kafanızı daha fazla karıştırmadan diyaloğu (biraz kırparak) aktarıyorum.

“Neşenizin sırrını aktarmanız gerekirse bu ne olur?”

“Basit. Kendi bahçeni sulamaya odaklanırsan, başkasınınki daha yeşil mi diye merak etmezsin.”

“Bu ne demek? Ben kendi bahçemi suluyorum ve yapmıyorum…”

“Ne yapmıyorsun? Kendi bahçenin ne kadar yeşil olduğunu hissetmiyor musun? Başarılı olmak istemiyor olabilir misin? Sahip olduklarından suçluluk duyup mutluluğunu sabote ediyor olabilir misin?”

Bu sahneden sonra biraz durup düşündüm, sahneyi 2-3 kere daha izledim. Gerçekten başarılı olmak istemiyor olabileceğim hiç aklıma gelmemişti. Kendime sormadığım bir soruyla karşılaşmıştım. O yüzden bu kadar etkilenmiştim bence. Yani, başkalarının hayatlarına odaklanmak değil ama onların baheçelerinin yeşil olup olmadığını merak ediyorum tabi ki. Ama kendi mutluluğumu sabote ettiğimi çok net bir şekilde farketmemi sağlamıştı, Love bu cümleleri etkisiz bulsa bile.

Sezon boyunca Joe da kendini sık sık sorguluyor, annesiyle yaşadıkları yüzünden mi bu kadınları seçip bunları yaşıyor gibi konulara cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta çiftimiz terapiye bile gidiyor.

Bu sezon tam benim sezonumdu ya. Psikopatlıklar bir kenara. 

Tabi yine bir sürü insan öldü. Hayatlar kaydı. Cani zekalardan çok insanların tavır ve düşünce biçimlerinden etkilendim.

Çok beğendim. Aşı karşıtlığına bile değinilmişti. Tabi dizide örnek alınacak hiçbir şey yok. Ya da izleyip ben bundan nasıl dersler alırım da demiyorsunuz. Dememeliyiz de. Ama bu sezon insan ve katil psikolojisine diğerlerinden daha çok değinilmiş gibi geldi. Belki de benim algım bu yöne çekildiği için öyle algılamışımdır. Siz yine de kendi bakışınızdan değerlendirin.

Ha bir de unutmadan. Eğer bir gün bir kafese konulursanız bilin ki bir yerde anahtar var. Arayın.



Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...