Ankara ayazının ruhumuzu kesmeye başlayacağını hissettiğimiz anda, boş vaktimiz de varken, neden Ruslar sıcak denizlere inmek istiyor bunu da KPSS Tarihle öğrenirken, Akdeniz’e doğru yelken açtık. Bir tık yer yön kabiliyetsizliği, bir tık nagivasyon yetersizliği, bir tık da kaybolduğunda gerilmeyen insanlar olduğumuzdan yollarda kaybolmayı boşverdik ve Adana’ya ulaştık. Göçebeliğimizin içinde bir yerleşik hayat bulduk ve hemen yoga pratiği yaptık, çünkü neden yapmayalım? İlk akşam akraba ziyareti gerçekleştirdik ve ev yapımı içli köfte, humus ve dışardan özel istekle gelen tulumba ve halka tatlısını afiyetle yedik. Muhteşem tatlıcılar var, muhteşem. Ertesi sabahın ilk olarak Dilberler Sekisi’ne uğradık. Ankaralı insanlar olarak yoğun su kütlesi gördüğümüzde oluşan iç akmasını yaşayıp bir sürü fotoğraf çekindik. Tatlı bir yer, su yanında koşu ve yürüyüş yapmak için baya şık. Upuzun palmiyeleri de baya otantik. Kafe, kokoreç yeri falan mevcut. Fiyatlar hakkında bilgi sahibi...