Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ankara etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BOŞLUK VE BOŞALTIM SİSTEMİ

  Her an dolu dolu yaşanmalıymış, sürekli ne yapılacağı bilinmeliymiş gibi hissederek bu hayatın içinde sürünüp durduğumdan yaptığım hiçbir şey olmuş gibi gelmiyor. Bir yerlerde birilerinin kurallarına uymadığım için kendimi adi bir geri zekâlı gibi hissetmemin benim suçum olduğunu düşündüğümden var olamıyorum. Ne kendim gibi ne onların istediği gibi. İki türlü de elimde net bir sonuç olmuyor çünkü zaten hayatta ne olması gerekiyorsa oluyor diye inanırken olmayan her şeyin de yükünü omuzlarımda taşıyorum. Ben kendimden nefret etmeyi sizden öğrendim. Sizin onaylamalarınız olmadığında bir yanlışlık olduğu hissine vardığımda çok büyümüş de sayılmazdım bence. Ama siz dediğim şey de aslında benim şu an başkalarına gözüktüğümden ne kadar farklı bilemiyorum. Çünkü ben kendimi siz olmadan göremiyorum. Sık sık kendimi hayattan ve insanlardan soyutladığımı zannederken aslında kendimi daha güvenli sandığım ama gerçek olmayan bir dünyanın içinde buluyorum. Hayallerimde hep aşırı kabul edilen b...

YARATICI YAZARLIK DEFTERİM-2

  YY-2: Yıllar sonra öğreniyorsunuz ki aslında üçüzmüşsünüz. Diğer iki kardeşinizle az sonra tanışacaksınız. Siz de… İnanılmaz gerginim. Kızgınım, hatta şoktayım. Üçüzmüşüz. Ne demek bu ya? Yıllarca aslında benden 2 tane daha olduğunu bilmeden yaşamama nasıl ve neden izin verdiniz? Hem sadece ben mi dışlandım acaba? Acaba diğer ikisi birbirini biliyor hatta gerçek ikizler gibi birbirlerine bağlı mı yaşıyorlardı? Peki ben gelince eksik bir parçaları olduğunu kabul edip o yapbozun parçasını doldurmama izin verirler miydi? Kafamda binlerce soru, binlerce endişeli düşünce var. Maalesef ki bu yaşıma kadar benden gizlenmiş bu gerçekle yüzleşmek beni olgunlaşmış hissettirmiyor. Aksine çalınmış kardeşliğim beni daha da huysuz bir çocuğa çevirdi sanki. Yaşanılabilecek her şeye geç kalmıştım. Kafamda o kadar çok tilki dolaşıyordu ki bir yandan da “Ya onları hiç sevmezsem?” diye düşünmeden edemiyordum. Ama sonuçta biz üçüzdük yani birbirimizi hiç tanımasak da aşırı benzer genlerimiz vardı. ...

LUNAPARK'A HOŞGELDİN 🎪🎡🎠🎢

 🎪🎡🎠🎢 Hayatı bir lunapark, insanları da sihirli aynalar olarak resmettim bugün zihnimde. Her insan karşıma kendimdeki bir şeyi gözüme sokmak için değişik şekillerde çıkıyor. Asıl olay kimde neyi gördüğümü fark ettikten sonra içimdeki o parçanın eşleştiği yapboz parçasını bulmakta. Bir insandan ilgi manyağı olduğu için nefret etmek çok amatör bir insan tavrı, ondaki bu gıcık olunan şeyin kendindeki karşılığını görmeye çalışmaksa hayatta ustalaşmaya çalışan birisinin yapmaya gönüllü olacağı şey. Hiç kimsenin birbirinin savaşında bir ayna olmaktan öte görevi yok. Yalnızca kendimizle savaşabiliyoruz ve kendimizi öldürebiliyoruz. Birine baktığımda gördüğüm nezaket kendimden kaynaklandığı gibi gördüğüm eziklik ve korkaklık da içimdeki bir şeyin yansıması. Yine de insanlar aptal olduğu için kıyak geçilmiş ve öylece kendimizi izleyebileceğimiz aynalar yerine sihirli aynalar var edilmiş. Yüzleşmek istemediğimiz onlarca şey karşımıza ya çok büyük, ya çok küçük, ya çok uzun, ya çok kı...

Sorun Bende Değil Sizde

Az önce Beyhan Budak’ın Youtube’da paylaştığı “Deli Misin Yoksa Çevrendeki İnsanlar Mı Seni Delirtiyor?” videosuna denk geldim. Uzun zamandır kendimi dinlemeye, kendim hakkında bir şeyleri anlamaya ve sebeplerini görmeye çalıştığım için bu video ilgimi çekti. Bir de yakın zamanda Holistik Psikolog Dr. Nicole LePera’nın “Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır?” kitabını okumuştum, orada da kendi sorunlarımızın asıl kaynağı olamamamız ihtimalinden derin bir şekilde bahsedilmişti. Kendime dair inandığım şeylerin aslında birçoğunun üzerime itilmiş etiketler ve olmam beklenen kişinin özellikleri olduğunu keşfettim. Bana baktığımızda gördüğümüz birçok şeye ben karar vermiş değilim aslında. Mesela beni tanısanız uyumlu birisi olduğumu düşünürsünüz çünkü ben aslında sorun çıkmasından hoşlanmam. O yüzden bir yerde sorun çıkaran olmak da istemem. Bunun üzerine biraz düşününce, bir şekilde çocukken kendimi uyumlu olmak zorunda hissettiğimi de fark ettim. Aile içinde veya arkadaşlarımın içinde so...

Ankara’nın Göbeğindeki Kore’ye Gidiyoruz! (Korelee inceleme)

  Gönül isterdi ki farklı kültür ve lezzetleri yerinde görelim, tadalım. Ama coğrafyamız bize bir kader sunuyor ve şimdilik yabancı mutfakların bize yakın mekanlardaki muadillerini tercih etmek mecburiyetindeyiz. Yine de bu durum bizi dünya lezzet yolculuğumuzdan alıkoyamıyor.  Hayattaki deneyimleri çeşitlendirmenin ve farklı kültürleri görüp “Türk mutfağı dünyanın en iyisidir :D ” diyebilmenin bir yolu da bu işte. Şehrinizdeki yabancı ülkelerin restoranlarını keşfetmek. Farklı ülke mutfaklarının yemeklerini deneme sürecimiz zaten uzun zamandır devam ediyordu. Bu sefer de kişiselleştirilmiş reklam sektörü sağ olsun, Ankara’daki Kore restoranının reklamını görmek nasip oldu. Tabi biz durur muyuz? Hayır. Müsait olduğumuz ilk gün hemen Kızılay’da buluşup Tunalı’ya doğru yürüye yürüye mekanımızı bulduk. Biraz uzun sürdü çünkü biz lokasyon bulma kabiliyeti olan arkadaşlar değiliz ve bir de yürümeyi seviyoruz. Siz tam lokasyona arabayla da çok kolay ulaşabilirsiniz. Restoran old...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...