🎪🎡🎠🎢
Hayatı bir lunapark, insanları da sihirli aynalar olarak
resmettim bugün zihnimde.
Her insan karşıma kendimdeki bir şeyi gözüme sokmak için
değişik şekillerde çıkıyor. Asıl olay kimde neyi gördüğümü fark ettikten sonra
içimdeki o parçanın eşleştiği yapboz parçasını bulmakta. Bir insandan ilgi
manyağı olduğu için nefret etmek çok amatör bir insan tavrı, ondaki bu gıcık
olunan şeyin kendindeki karşılığını görmeye çalışmaksa hayatta ustalaşmaya
çalışan birisinin yapmaya gönüllü olacağı şey.
Hiç kimsenin birbirinin savaşında bir ayna olmaktan öte
görevi yok. Yalnızca kendimizle savaşabiliyoruz ve kendimizi öldürebiliyoruz.
Birine baktığımda gördüğüm nezaket kendimden kaynaklandığı gibi gördüğüm
eziklik ve korkaklık da içimdeki bir şeyin yansıması. Yine de insanlar aptal
olduğu için kıyak geçilmiş ve öylece kendimizi izleyebileceğimiz aynalar yerine
sihirli aynalar var edilmiş. Yüzleşmek istemediğimiz onlarca şey karşımıza ya
çok büyük, ya çok küçük, ya çok uzun, ya çok kısa formlarda çıkıyor. Bakıp
geçmek elbette yapılabilen bir şey lakin insan aynı aynada 3. Kere kendinin
şişman bir versiyonunu gördüğünde eğlenmeyeceği gibi, aynı olayları, aynı
kişileri tekrar tekrar deneyimlediğinde de bir tür sıkılma yaşar. Belki de
kırılma noktası artık aynaya sadece eğlence amaçlı ya da sadece öylesine bakmak
için bakmadığı o andır. O aynaya baktığında neden o yansımayı o kadar çok kez
gördüğünün idrakiyle başlayan süreç insanı derin ve uzun süren bir içsel
düşünce yoluna iteleyebilir.
Hayat gerçek bir lunaparktır, bazen yalnızca eğlenmek
gerektiğini düşünsek bile midemiz bulanır, bazen yalnızca etrafı izler ve
heyecan duyarız, bazılarımız o lunaparkta halihazırda çalışmakta olduğundan
oradan nefret bile edebilirler, bazısı ilk kez gelmiştir ve bütün oyuncakları
aynı anda denemek ister fakat süresi yetmez… tonlarca ihtimal vardır. Çarpışan
arabalarda araba kapmak gibi kendimize yolumuzu kolaylaştıracak araçlar ararız,
bulunca da çok bir yere gidemesek, çarpışıp dursak da eğlenmeyi sürdürürüz,
çünkü en azından artık bir aracımız olmuştur.
Dönme dolaplar dışardan bakınca şaşalı görünen ama aslında
hiçbir eğlencesi olmayan bir hayat gibidir. İnişler çıkışlar vardır, manzara
güzeldir ama zaman sanki yavaş akar. Gondollar adrenalini ucundan tatmak
isteyen, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı tipler için vazgeçilmezdir, gondolda
kimsenin çektiği acı umursanmaz. Daha deli tipler için de daha deli oyuncaklar
mevcuttur çünkü insan ne kadar delirmeye ihtiyaç duymuşsa o kadar da delirtmeye
ihtiyaç duymuştur.
Her bir köşesinde hayat, karmaşa, kalabalık, neşe, çığlık ve
çocuk olan bir lunaparktan daha iyi bir hayat metaforu düşünemiyorum ben. Sanki
hepimizin geliş amacı eğlenmekmiş de işler çığırından çıkmış ve asıl sıramızı
kaybettiğimizden yanlış oyuncakların sırasında bekliyormuşuz gibi. Bir de
aynalar var, kaçmak mümkün değil, onlar zaten her yerdeler.
Yorumlar
Yorum Gönder