Telefonumun sesli notlar kısmına kaydettiklerimi dinlerken aşağıdaki metni kendi sesimden dinledim. Ardından, "Bunu nerden okumuşum acaba?" diye metnin içinden bir iki cümleyi Google'da aradım ama bulamadım. Aklıma gelmedi bunları kendimin yazmış olabileceği. Bir kez daha aradım hatta ama yok. Sonra, notlar kısmına girip 27 Haziranda böyle bir not yazmış mıyım diye baktım ve evet işte orda. Bir an kendimle gurur duydum. Kendimden böyle bir şeyi asla beklemiyor oluşumla dalga geçtim. Yine de "Vay be!" dedim. İşte şimdi onu buraya da ekleyeceğim, belki size hiçbir şey ifade etmez ama bir gün Google'da ararsam burada bulayım diye.
BİR AYNA
24 saat sandığınız kadar kısa ya
da uzun değildir,
70 senelik ömür de öyle.
Bir bebeğin büyümesi ne kadar
zorsa,
Yaşamak da en az onun kadar zor
ve umut doludur.
Her an nefret ederken daha çok
sevmek, sevdiğini sandığında da soğumak mümkündür.
En yakın dostunu görmek bile
istemezken bazen düşmanınla oturur iki lafın belini kırarsın.
Her şey olur, her şey biter;
Zor olansa başlayandır.
Her doğum acılıdır ama her ölüm
nasıldır bilinmez.
Her öldüğümüzde acı çekmeyiz belki
ama,
Yaşarken çektiğimiz acıları bile
özleriz.
Kendimize yeni yeni acılar
buluruz durmadan, yoksa bu kadar zorlaştırır mıydık sevmeyi?
Nefret etmek, yakmak, yıkmak
Bunlar bizim doğamızdaysa,
Sevmek, beslemek, büyütmek de
doğamızda.
Ama doğaya kalınca iş uzuyor,
insan da sıkılıyor.
Açmayan çiçeği çöpe atıyor,
Büyümeyen sevgiyi harcıyor;
Bilmediğini kıskanıyor, yoluna
taş koyuyor.
Sonra da pişman ölüyor.
Bakıyor arkasına
Gurur duyuyor hatalarıyla,
rezillikleriyle, pişmanlıklarıyla.
Keşke diyor daha fazla
yaşasaydım.
Hayır, hayır.
Daha fazla yaşamak istemezdin.
Daha fazla yaşamış olmak isterdin.
Çünkü korkarsın sen yaşamaktan,
büyümekten, hata yapmaktan.
Ama yine de bir gün doğarsın,
büyür ve nefret saçarsın.
Bilmeden belki de.
Kendini iyi biri sanarken
Bi bakarsın çimlerde yapayalnızsın.
Yanlış anlama, yapayalnız olmak
kötü değildir.
Gerçi hiçbir şey kötü değildir,
Kendin olmak kadar zor da değildir.
Birçok şey çok güzelken birçok
şey hiç de değildir.
Bunu sen bilemezsin.
Güzele güzel demez, hiçliği
hiçliğiyle bırakmazsın.
Anca kendine bakar kusur ararsın,
Bulursun bulmasına da
Acır durursun kendine,
Sonra maskeni takar şovunu yaparsın
Herkes gurur duysa da seninle,
Aynaya baktığında o yalancıyı tanırsın.
O dersin,
İşte o bensem, olmak istediğim
kim?
Buna kim karar verdi?
Herkes oyunu kurallarına göre oynarken
zamanın geçmesinden gurur duyar,
Sonra da geçti diye zamana kızar.
Hiç bitmesin isterken bir yandan
ölümü düşler.
Vasiyetini yazar mesela, bi mezar
satın alır.
Hah, en komiği de bu ya,
Ölmüşsün işte.
Yaşarken saygı duyulmayan bir
bedeni özenle seçilmiş bir toprağa gömmek ne haddine?
Yine de bitmesini bile umut
olarak görür, bir kaçış olarak
Sonunun nereye varacağını
bilmeden.
Kaç kişinin ölümüne sebep oldum
demeden,
Öyle, iyi sanar kendini,
Ta ki, bir ayna bulup o güldüğünde
gülmeyene kadar.
Nur Sena Akdeniz, 27 Haziran 2021.
Yorumlar
Yorum Gönder