Parlak bir ışık gözlerini aldığı için uyanmıştı. Hala geceydi. Ama bir ışık vardı, derin, keskin ve bakılamaz. Doğruldu. Elini ışıktan gözlerini korumak için siper etti. Bir ahıra böylesi bir ışık neden vururdu bu saatte? İnekleri rahatsız etmemeye dikkat ederek kalktı ve kapıyı açtı. Karşısında insan silüetinde bir ışık mı vardı yoksa rüya mı görüyordu tam emin de değildi çünkü bakamıyordu lanet şeye. Ama korkmuyordu. Sahi neden korku yoktu? Rüyada mıyım diye seslendi. Benimle gelmen gerek dedi naif bir ses. Şu ışığı kısma şansın yok mu seni göreyim dedi meraklı çocuk. Sorusu yanıtsız kalmıştı. Işık bir yöne doğru gitmeye başlayınca içindeki heyecan ve merakla ona eşlik etmeye başladı. Birden yolun köyün mezarlığına giden yol olduğunu fark etti. Ölmüş müydü acaba bu da onu mezarlığa götüren melek falandı diye düşündü ama ölüyü mezara canlılar götürürdü teoride ve de pratikte. Öldüm mü ben diye seslendi. Yine yanıt alamadı. Mezarlığın yanından geçtiklerinde içini bir ferahlık kapladı en azından ölmemişti ama hala rüyada olup olmadığından da emin değildi. Gözünü kamaştıran ışık köyün bittiği o korkunç uçuruma doğru gidiyordu. Anlam verememeye devam ederken naif ses yeniden duyuldu. Burası neresi biliyor musun? dedi. Aslında hem evet hem de hayırdı cevap. Şey bilmiyorum galiba diyebildi. Burası geçen gün ölen kızın nefes almaya devam ettiği son yer, dedi. Kafası karman çorman olmuştu, geçen gün ölen kız da kimdi? Ben tanımıyorum kim olduğunu dedi ürkek bir sesle. Hayır tanıman da gerekmiyor sadece ona yapılanları bilsen yetecek cevabını aldı. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından ışık uçurumdan aşağı atladı. İlk kez korku hissetmiş gibi kalbi delicesine çarpmaya başladı. Yaklaşamıyordu bile. Biraz daha öylece durdu. Ardından cesaretini toplayarak uçuruma doğru bir adım attı. Sonra bir tane daha. Gözlerinden yaşlar aktığını hissetmeye başlamışken çığlıklar duydu. Çok derinden gelen bir sürü çığlık. Az buçuk tanıdığı uçuruma olan korkusuna ek olarak bir de bilinmezliğin korkusu eklenmişti omuzlarına. Bir adım daha atacaktı ki ışık yeniden yükseldi. İşte duydun dedi. Yalnız bir kişi değildi o diye cevap verdi çocuk hızlıca. Bilmediğini sanıyorsun lakin unutturuluyor, seni buraya hatırlaman ve hatırlatman için getirdim, buraya düşen onlarca kadın oldu ve bak şimdi sesleri uykunu kaçırıyor, mezarlığın yanından geçerken ben öldüm mü diye düşündün, ama bir an olsun o genç kızları düşünmedin çünkü unutturuldu, şimdi hatırlayacaksın çocuk, sonra da peşine düşeceksin, kaç canavar var kaç masum bulacaksın şimdi tekrar uyan. Bir anda nefes nefese ahırda gözlerini açtı. Bir şeyi hatırlaması gerekiyordu, kafasını ellerinin arasına aldı, düşündü, rüyasını bile hatırlayamıyordu işte, neyi hatırlamasını söylemişti o ses? Her gün aynı rüyayı görse de asla hatırlayamayacağını bilerek bir güne daha başladı çocuk.

Yorumlar
Yorum Gönder