Ana içeriğe atla

Geçmişten Esrarengiz Not

📅15 Ekim 2021

Ne zaman yaptım hatırlamıyorum fakat telefonumda bugün için ‘Bakalım nolacak?’ isimli bir olay takvime kaydedilmiş. Bugünlerde de sık sık aklıma gelen, geleceğe mektup yazma işlemini baya esrarengiz bir halde ve fazlasıyla kısa bir açıklamayla yapmışım. Hafızama fazla güvenmiş de olabilirim. Ne zaman yaptığımı hatırlamadığımdan ne umarak yazdım ve neden bugünü seçtim, bilmiyorum. Ama geçmişime, yani günlüklerime şöyle bir baktığımda ekim aylarının benim için çok da olaylı olmadığını bir şeyler yazmamamdan yola çıkarak söyleyebiliyorum. Belki de takvimi rastgele açıp bir güne basmış ve “acaba 2021’in ekiminde ne yapıyorumdur?” diye geleceğe bir not bırakmışımdır.

Hatırlamamak garip bir olay. Neyi neden yaptığımı hatırlamamak canımı çok sıkıyor şu an. Gerçi, “Hayatının yüzde kaçını bilinçsizce ve ne yaptığını zerre hatırlamayacak kadar umarsızca yaşadın, bu mu derdin?” derseniz, eh haklısınız.

Yine de kendime bir cevap borçluyum.

Evet, hala eskisi gibiyim. Ama yepyeni bir eski ben var. Hala hayatla ilgili çok şey bilmiyorum, bazen depresyona giriyorum, bazen hayatı çok seviyorum. Fakat fark şu, kendim üzerinde çalışıyorum. Uzun zamandır. Tamam arada aksattığım, “Ya bunlar bir işe yarıyor mu cidden?” dediğim oluyor, ama yine de günün sonunda bir şeyler yapıyor olmak bunu da gerçekten içindeki çocukla birlikte yapmak iyi geliyor.

Hala hayatımın işini de aşkını da bulamadım. Son derece dürüst bir şekilde söyleyebilirim ki eskisi kadar umutsuz değilim, nasıl olsa bir şekilde bir şeyler yaşanıyor.

Sürekli öğreniyorum. Hayal kurmak, çalışmak, inanmak seni sonunda bir yere götürmeyebiliyor. Hatta çoğu zaman hayallerin senin için hayal olarak kalmaktan başka bir işe yaramıyor, biliyorum ama hala büyük bir hayal kurma hayranıyım.

Kendimi kabullenmeye başlıyorum. Bunları yazabilmek, kendimle konuşmak bunlar gerçekten eskiden gizli saklı mevzulardı. Kendim olmaktan korkar belki de utanırdım. Artık bu konuda daha rahatım, bence.

Eskisi kadar çabuk düşmüyorum. Hala içimde korkunç bir zorba var ve her hareketimi yanlış, ezik, korkak; beni de yetersiz, gereksiz buluyor. Ama; onu yokmuş gibi yapıp üzerini örterek değil de onun öyle düşünmesine sebep olmuş şeylerin ne olacağını keşfederek yeniyorum. Bazen yenemiyor gibi olsam da saatlerce onun dediklerini dinleyip, bir de ona hak verme durumlarını aştık en azından.

Kaygı… yani, hep var. Yalan söyleyemeyeceğim çünkü dediğim gibi tamamen yenilenmiş değilim. Hala hayatımın bir yere gidip gitmemesinden korkuyorum. Ama vardır bir yolum. İnşallah yani.

Başkaa, sana ne söylesem… başka bir gelişme yok. Yazıyorum. Seviyorum. Kendimi tanımaya çalışıyorum. 2021, 15 ekimde durumlar böyle.

O zaman sana yeni bir top atıyorum, geleceğim, bu sefer nasıl ve neden yaptığımı biliyor olacağım. Takvimi açıyorum, gözümü kapatıyorum…

Ve oldu. 23.06.2023

Umarım ölmezsin de yine kendimi anlatırım. Şimdilik bu kadar.



Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...