Ana içeriğe atla

Az Önce Nefes Aldınız, Farkında Mısınız ?


Her geçen gün hızlanan hayatın içerisinde kendimizle olabileceğimiz bir an bulabilmek zorlaşıyor. Ya gerçekten meşgul oluyoruz ya da kendimize ayıracak zamanımız olmadığına inanıyoruz. Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak bizi nefessiz kalmaya itiyor. Stresli olmak için hızlı bir hayattan başka bir şeye ihtiyacımız kalmıyor.

İşte, dünya son sürat bu yolda giderken, hayatta olup olmadığımızı anlayabilmek için bir süre durup bakmamız gerekiyor. Özellikle de içimize. Çünkü, sürekli dışarıya bakarak hayatı ve insanları analiz etmekten, bir şeylere hızlıca karar verme zorunluluğumuzdan dolayı içimizdeki sesi duymaz oluyoruz. Tam da böyle bir yaşamın ortasında şu anda, sizi aldığınız nefesin farkında olmaya davet ediyorum.

Derin bir nefes


Evet, tebrikler nefes aldığınızı fark ettiniz. Düşünsenize, normalde bilinçsizce nefes almasak,kim bilir kaçımız gün içinde nefes almayı unuttuğumuzdan ölmüş olurduk.

Meditasyon sizin kafanızda canlandırdığınız gibi bir eylem olmak zorunda değil. Yaşadığınız anı fark ederek, gerçekten nefes alarak da meditasyon yapabilirsiniz. İçinize bakmaksa, bir durumla karşılaşıldığında, ona tepki göstermeden önce vereceğiniz tepkinin gerçekten bilinçli olup olmadığını keşfetmektir. Günlük hayatın içinde bu pratiğe alışmak için farkındalık üzerinde biraz düşünmek ve biraz da odaklanmak gerekiyor.

Şimdi, bir nefes daha alalım. Ana dönmek için gereken tek eylemi bilinçsizce yapmak ne kadar da üzücü. Nefesi keşfetmekse dünyanın en kolay işi.

Zihni susturmak gibi amacımız yok. Sadece gün içinde neler düşündüğünüzü dışardan bir gözle izlemek bile insana bambaşka bir anlayış katıyor. Zihninizden geçenlerin kaçının aslında size ait olduğunu görüyorsunuz. Sizinle oynanan oyunları keşfetmeye başlıyorsunuz. Hatta kendinizi manipüle ettiğiniz alanları bile görebiliyorsunuz. Zihninizden geçenleri gördükçe, hayatınızda olanları anlamanız kolaylaşıyor. Ayrıca, kurban modundan çıkmak için gerekli ilk adım olan kurban olduğunu kabul etme işlemini gerçekleştirebiliyorsunuz.

Meditasyon yapmak için yogi olmanız gerekmez. Hatta çokça boş vakte sahip olmanız ya da hayatı çok sevmeniz de gerekmiyor. Aldığınız nefesin farkında olarak başlayabilirsiniz. Bunları daha derin konuşacağımız günlerde görüşmek üzere. İyi yolculuklar.


Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...