Ana içeriğe atla

Kafes.

Bazen çabalamak boşa enerji harcamaktan başka bir şey değildir. Bir bataklıktan çıkmaya çalıştıkça batmak gibi hem battığınızla hem çabanızın sizi bir yere götürmemesiyle kalmayıp umudunuzu da kaybetmenize sebep olmasıyla sonuçlanabilir.

Ben her ne kadar kendimi hiç çabalamamış, denememiş gibi hissetsem de çok fazla denediğimi fark ettim. Hiç denememiş gibi hissetmememin sebebiyse hiç kazanmamış olmamdı. Her kaybettiğimde başka bir şekilde yeniden denediğimi değil, aksine hayata yeniden başladığımı, ilk defa denediğimi sanmışım. Halbuki öyle değilmiş. Ne kadar güçlüymüşüm ben bile inanamadım. 10 kere düşüp 11 kere kalkmışım. Durup kendini yargılamadan dinlemek bu yüzden çok değerli. Harcadığın enerjinin nereye gittiğini bilmediğinden o enerjiyi hiç harcamadığını sanmak büyük bir zaman kaybı çünkü sen yok saydıkça hayat “O zaman bir daha dene ve bu sefer kendini gör.” diyor resmen. Evet bu sefer de olmadı. Birçok sefer olmadığı gibi. Ama denedin. Umut ettin, çabaladın, uykusuz kaldın. Bu sefer görüyorum seni. Çabanı takdir ediyorum. O yüzden bu sefer üzgün değilsin, fark ettin mi?

Eskiden olsa şimdiye çoktan isyankâr tavırlarla kendini sokağa atıp acıklı şarkılar eşliğinde hayatının en kötü senaryolarını hayal edip ağlıyor olurdun. Nasıl başaramadığınla dalga geçip kendine acırdın. Bir de üstüne başkalarının ne kadar kolay kazandığını düşünür kendini yerin dibine sokar sokar çıkarırdın.Bak bakalım öyle mi hissediyorsun şu an yoksa havanın -173C olmasından mı dışarı çıkmıyorsun?

Galiba düşündüğümden fazla yol aldım. Yol aldığımı bile kabul etmekte o kadar zorlanmışım ki, hala düştüğümde yeniden başlamam gerektiğini sanıyorum, düştüğüm yerden kalkmam ve devam etmem yeterli değilmiş gibi.

Bir şeyi gerçekleştirmek için şuursuz bir çaba içinde olmak, hedefe odaklanıp kendini ve yolu unutmakla eşdeğer. Her gün bir şekilde motive olup kendini o kafesten atmaya çalışırken bir şekilde kafesin derinliklerinde boğulmak, sonra bir süre yıkılmış gibi durmak, ardından yine kalkmak ve kaçmaya çalışmak döngüsünü kıramıyorum. O zaman taktik değiştirmenin tam zamanı. Kafesine dön. Kaçmaya çalışma. Burası beni neden bu kadar sahipleniyor, burada kalmak zorunda olmam neden, hangi dersi kaçırıyorum? Bir bak kendine. Yetmedi mi kovaladığın bir sürü hayali? Artık kendini kovalama, kendinden kaçma.

Şu an buraya öylesine aitsin ki, bir adım uzaklaşsan bile buradan ötesi senin için yok. Dünyada milyonlarca yer var ama senin için değil. Sana bu zamanda ayrılan yere sadık kal. Bırak. Olmuyorsa olmasın. Kafes diye tanımladığın bu yerin adını değiştirmekle başla. Çünkü o kafes de sensin.

 


Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...