Ana içeriğe atla

Sene Sonu Gösterisi (2021 Edition)

Her senenin sonunda durum değerlendirmesi yapmadan önce durup “Aa bu sene de ölmedim ?!” diyip bir süre şaşırırım. Yine öyle birkaç dakika geçirdim. Her seneden ilk beklentim buymuş gibi sene sonunda ilk düşündüğüm şeyin bu olmasını düşündüm bu yıl.

Bu yıl belki temelli dönüşmedim hatta %1’ bile dolmadı yolculuğumun gerçek benle geçen süresi ama bu yılın özeti benim için denedim olurdu.

“Denedim ve başaramadım.”

Önceden her şeyi başaracağıma dair bir inancım vardı ama hiçbir şey için asla çok fazla uğraşmazdım. Bu sene çok fazla şey için uğraştım ve hiçbir şey olmadı.

Evet, bu sene hiçbir şey olmadı. Tabi ki çok şey oldu ama planladığım, hayal ettiğim hiçbir şeyi başaramadım.

Aksine çok yalnız hissettim, yanlış yolda hissettim, geç kalmış hissettim. Kendimi kaybettim, o kadar çok ağladım ki. Bazen sadece olmuyor diye, bazen sadece var olduğum için ağladım. Çok şanssız hissettim, iğrenç hissettim.

Sonra kalktım, kendime baktım. Kendimi kabullenmekten başka çaremin olmadığını keşfettim.

Yolumu benden başka kimsenin önüme sermeyeceğini, kendimi keşfetmek için çok fırın ekmek yemem gerektiğini, istiyorsam peşinden gitmem gerektiğini öğrendim.

Ha yine gitmedim, o ayrı.

Çünkü öğrenmek, keşfetmek ya da bilmek bana yetmiyor. Harekete geçmekse hala öğrenemediğim bir iş.

Harekete geçmiş olmak için geçtiğimi öğrendim mesela. Hayatta birçok şeyi insanlar yapıyor diye yaptığımı itiraf ettim. Ait hissetmediğim şeylerin peşinden koştum, kendimi görmediğim insanlara bakınıp durdum. Sık sık kendimi ve başkalarını kandırdım. Bazen çok iyi olduğuma inandım bazen çok kötü. Halbuki hiçbiri tam olarak ben değilmiş.

“Ben” neymiş onu hala anlamadım ama denedim. Okudum, meditasyon yaptım, yoga yaptım, dua ettim, bedenim üzerinde çok şey yaptım ama sonuçta hala düşüyor ve hala kalkabiliyorsam işte bu yıl da ölmedim demeye varıyor iş.

Demek ki hala bu dünyada yapacaklarım var. Hala bana şans veriliyor.

2022 için bir dileğim yok. Dünya yeterince can sıkıcı bir halde, hayatımı düzeltmek gibi bir söz de veremiyorum kendime. Hala umut etmekte zorlanıyorum sanki hakkım değilmiş gibi, elimdekilerin hakkını vermişim de bir de utanmadan dahasını istiyormuşum gibi.

Aslında kafa karıştırmasa da bir yere götürmeyen birçok şey öğrendim ya da duydum. Birçoklarını hayatıma uygulamak istedim, makus talihimi değiştirmek istedim, kazanmak istedim, gitmek istedim; olmadı.

Ben de durdum.

Artık kabullenme safhasındayım. Ne olursa olsun. Böyle olması gereken bir şeyi değiştirmek ne kadar denersen dene seni bir adım bile öteye götürmüyormuş.

Kaçta varman gerekirse o zaman varırsın, istediğin kadar erken kalk; yol alması gereken sen değilsen yol alamazsın.

Kabul et. 2022 yeni bir şey değil. 32 Aralık 2021. Ama sana yeni bir şans. Yeniden başlamak için, her yeni günden bir farkı olmasa da ömrünün tecrübe sayısını artırmak için.

Artık deneme. Bırak. Ne olacaksa olsun.  



Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...