Ana içeriğe atla

"Soygun severler, soygunsuz yaşayamayanlar ve genel olarak meraklı zihinler..." (LCDP inceleme)

“Soygun severler, soygunsuz yaşayamayanlar ve genel olarak meraklı zihinler”; bir efsanenin sonuna geldik. 

Hem de az buz bir şey değil…Çok uzun sürdü. Yeri geldi “Ya uzatmayın tadı kaçmasın.” dedik, yeri geldi çıktığı gün izledik ama değdi.

Her şey son 5 bölümün verdiği o harika hazla bütünleşmeyi hak etti.

Yapılan onca plan, sıkılan onca kurşun, onca kavga ve onca dans hiçbiri boşa değildi. En sonunda güvenin ve inancın neler yapabileceğini bize göstermek için hatalarla dolu bile olsa (Murat Soner yine bulur bir şeyler ondan hatasız falan diyemiyorum.) öyle güzeldi ki.

Diziyi izlerken içimdeki o iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırmak isteyen küçük kız asla çeteyi tutmadı. Başları belaya girdiğinde sevindi bile. Ama gördü ki, hiç kimse tam olarak haklı ya da iyi değildir. Doğru konumda olması onun doğruları yaptığı anlamına gelmez, hırsız olması onun bu yönünü küçümsememizi gerektirmediği gibi. Herkes başka şartlarda başka hayatlara doğduğundan ellerindeki imkânı kullanarak bir şekilde var olmaya çalışırken, bu dahi abiler böylesine bir planı yapmakla kalmamış, soygun yapıp başımıza bu kadar bela alacağımıza bunun dizisini çekip zengin olalım demişler.

Eminim ki kurguda hata olmuştur, bir şeyler saçmadır falan filan. Ama saf ve sadece izleyici olarak bu serüvene devam edip sonunu görmek çok iyi geldi. İnsanların ne güzel kafaları olduğunu bir kere daha anladım.

Dizide çeteden çok hoşlanmadığımı söylemiştim. Asıl favori karakterimse Alicia'ydı. Gerçek bir kraliçe. Muhteşem bir dedektif ama nihayetinde bir kadın ve anne. Hiçbir zaman zekasından, zarafetinden ve tırnaklarından ödün vermeden bütün dizinin kaos ihtiyacını tek başına bile karşılayabilecek derecede iyi bir psikopat. Gönül isterdi ki profesörü ayartsın :D ama tabi onun derdi artık o travmalarla, kaçışlarla dolu geçen zamanlarını bebeğine unutturmak. Diziye girdiğinden beri kocaman hamile göbeğiyle gerçek bir ikondu benim için. Güçlü kadın karakteri bu kadar net çizilebilirdi. İyi ki vardın yüce kadın.

Hikâye biz Türklerin yazamayacağı kadar derin ve akıcıydı. Üzgünüm ama biz bu işi bu kadar iyi sürdüremez bir yerde tıkanır ve aşk oyununa çevirirdik. Onlar kanlarının son damlasına kadar altın için savaştılar, kayıplar verdiler, sandık ki bittiler, yıkıldılar. Hayır, hep bir sonraki adıma güvendiler. Tamam abartmayalım, onların planları çok güzeldi, her zaman bir çıkış yolları vardı. Biz kendimizi bu kadar salamayız nihayetinde bu bir dizi.

Ne olursa olsun çetenin uyumu, herkesin içindeki pislik seviyesi ve korkaklık seviyesi de idealdi. Profesörün kendini kabullendiği sahne muhteşemdi. Psikolojik etkileri olan ve aslında insan üzerinde derin etkileri olan kısım 5. Sezonun ikinci kısmıydı. Bunca hikâyeyi de zaten bu son 5 bölüm için izlemiştik.

Böyle bittiği için çok mutluyum. Yayında yapımda emeği geçen herkese de saygılar.

Pozitif düşünün. Profesöre güvenin. Her zaman bir çıkış planı yapın.

 



 

Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...