Ana içeriğe atla

Aralık Sonu Ocak Başı

Sakince nefes verelim. Bir yıl daha bitmek üzere. Birçok yaprak döküldü fakat hayatın içindeki döngüye hizmet etmek dışında bir amacı yoktu yine. 

Sandığımdan çok şeyin değişmiş olmasını umuyorum. Belki daha gelmemiş günlerin de öğretecekleri vardır fakat baştan bir şeyler bitmiş gibi düşünmeyi severim. Hayatı hafife almak hoşuma gider. Sanki bir şeyler için hayatı suçlayabildiğimde birçok şeyin içinde var olmayı durdurabilecekmişim gibi gelir.

Evet bugün burada aynı ben oturuyor zannederken bile hem hayatı hem de yaşananları hafife aldığımı biliyorum. Her yıl umut etmeyi bırakacağımı yazıyorum günlüğüme. Her yılın sonunda da umudu kırılmış bir halde yeni yıldan hiçbir şey beklemeyeceğimi yazıyorum. Üzgünüm ve gerçekçiyim. Her yıl olan bu acı verici realizm her yanımı kapladı tabi. Başardığımı sandığım hiçbir şeyin aslında benim çabamla olmadığını sanma zavallılığımın beni düşürdüğü mazlum pozisyonundan çıkmak da içimden gelmiyor. Bütüne baktığımda sanki olanlar kaderin ürünüymüş de hiçbirinde bir etkim olmamış gibi geliyor. Ama her bir parçasında yaptığım korkunç seçimlerin beni bugün getirdiği lüzumsuz yer öncekilerden farklı değil. Fazla kompleks cümleler kurarak zihnimi olabildiğince yormaya çalışıyorum, sorun sizde değil bende. 

Evet, major değişiklikler oldu hayatımda. Ancak bu major değişiklikler içimdeki ruhun karanlıklarının meydana çıkmasını kolaylaştırdılar sadece. Korkak biri olduğumu çok iyi anladım. Her konuda. Ne kadar kabullenmesem bile insanlara ve yardıma ihtiyacım olduğunu anladım. Dönüşmek için fırsatım olduğunu ancak bunun yalnızca fırsat olduğunu, değişmediğim sürece hayatımın da aynı yerde kalacağını anlama imkanım oldu. Aslında zamanın çok olduğunu fakat çoğunu boşa harcadığımda içinde yaşanacak yalnızca birkaç saatimin kaldığını fark ettim. 

Kendimi kabullenemememin sonuçları olarak kabullenilmeyi de kabullenemediğimi gördüm. Beni dışlamayan insanlarda bir sorun olduğuna kanaat getirdim. 

Sürekli kişisel gelişmeye çalışmaktan gerçekten gelişemediğimi, gelişmeye çalışmanın aslında prosesin bir parçası değil de teorik aşamaları olduğunu fark ettim. Cidden ayağa kalkıp denemedikten sonra onlarca bilginin hiçbir halta yaramadığını keşfettim. 

Beklentilerimin çoğunluğunun beni hayal kırıklığına uğrattığını bildiğim için daha en başında en kötü şeyler beklediğimi fark ettim, fakat nedense bunların da aslında beklentiler olduğunu fark edememişim. Kötüyü beklemek de beklentidir. 

Yetersiz, çaresiz ve mutsuz hissettiğim gün sayısı yılın %50'den fazlasını geçtiğinden, kendimi böyle tanımlayarak nereye varmak istediğimi anlamaya çalıştım. Ben zaten böyleyim ve böyle olmaya devam etmek benim bu hayattaki duruşum, lütfen bomboş birisi olmama yardım edin?? gibi çığlıklar... yardım çığlıkları.

Sık sık kendimi başkalarıyla kıyaslayıp kendimi dünyanın en şanssız insanı gibi hissetmekten öteye de geçemedim. Hayatı zor gibi görünen birisi bile benden herhangi bir konuda daha şanslı olabilirdi. 

Ne yapmak istediğim hakkında hiçbir fikrimin olmadığına emin oldum. Bu yıl hayatım resmen bir su gibiydi. Bazen güzel yerlerde aktı, bazen durdu, bazen dondu, bazen iğrenç sularla kirlendi. Ben bu yıl hayatımın hiçbir yerinde söz sahibi değilmişim gibi savrulup durdum. 


Şimdi biraz zihnimden çıkıyorum. Bunların bir kısmı yalan ve abartılmış gerçekler. Her insan gibi kusurlarımın olduğunu kabullenemediğim, bazı konularda inisiyatif aldığım bazı konularda son derece pasif davrandığım, gelişmeye çalışsam da eskisinde de kötü bir hale büründüğüm, bazen çok iyi bazen bok gibi bir yıldı. 

İlk defa işim olduğunu sandığım şeyleri yapıp para kazandım. Ne kadar hızlı adapte olabildiğimi ve insanlarla ilişki kurabilmeyi öğrendim. Başkalarının gözündeki değerimin beni ne şekilde biri yaptığını ve bunun onaylanma ihtiyacı olup olmadığını öğrenme fırsatım oldu. Aslında ne yetersiz ne de çaresizmişim onu gördüm. Hayatta her şeyin gerçekten de her şeyin mümkün olabildiğini, sadece her dileğin her an gerçekleşemeyeceğini fakat yine de dikkatli dilek dilemek gerektiğini öğrendim. 

Çok konuda sınıfta kaldım. Çok konuda kendimden bile beklemediğim kadar mükemmel bir öğrenciydim. Evet, sıradan bir seneydi yani. Her şey değişti. Ben de çokça değiştim, ama ben aynı benim, değişmeye çalışan. 

Şimdi yine gelecek yıldan bir umudum yok sanıyorum. Fakat bunların hepsi yalan. Yeni yıldaki deneyimlerden çok büyük beklentilerim var ve şimdiden sıçtım. 

Gelecek yıl gerçekten de aşkı yaşamak, sevgi ve saygı dolu bir ilişkide olmak istiyorum. Ömrüm boyunca yapacağım şeyi keşfetmek, yolumu kendim çizmek ve adım atabilecek cesareti bulmak istiyorum. Kendi yolumda kendime destek olmak istiyorum. Huzur ve sağlık hiçbirimizden eksik olmasın, TL kaybettiği değeri yeniden bulsun, gençler avrupayı gezsin. SAĞLIK, HUZUR,AŞK, PARA damarlarımızda gezinsin. 

Böyle işte. 100. yılda cumhuriyetimiz şahlansın. Hepimiz parıl parıl parlayalım. 

Yeniden doğmak istiyorum. Bunu da bir fırsat olarak görüyorum. 

Henüz aralığın 11'i. Gelecek yıla dair dileklerimi sıralamama daha çok var. Ama yol bitmedikçe yolcunun ömrü bitmedikçe yıllar gelir, yıllar geçer. 


Önemli olan umut etmeyi bırakmamayı kabullenmek. Şimdiden kalbimdesin 2023 💗



Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...