Ana içeriğe atla

YARATICI YAZARLIK DEFTERİM -1

 

YY-1: 100 Yaşına kadar yaşadınız ve torununuzun torunu size neler yaşadığınızı sordu. Ona ne anlatırdınız?

Canım torunum, bundan yüzyıl öncesine doğmuş bir bebek aslında yenileşme yolunda daha emekleme çağında olan bir dünyaya gelmişti. Benim doğumum da son derece kaotik olduğundan, dünyayı büyürken sanki bir mucizenin içindeymişim gibi mutluluk içinde yaşadım. Ben küçükken bunca teknolojinin hiçbiri böyle bir seviyede değildi, belki de ondan gelişen her şey çok heyecanlandırırdı. Televizyon tek eğlencemizdi, arabalarda dünyaya zarar veren fosil yakıtlar kullanılsa da o doldurduğumuz kasetlerle yolculuk yapmak öyle zevkliydi ki. Dünya bu kadar kirlenmemişti, biz de çok umarsızdık sanırım. İlk telefonum lisede oldu, baya havalıydı, dokunmatikti, sık sık video çekerdim sınıftaki arkadaşlarımı. Nedense geçmişten bahsedince yalnızca teknoloji ve doğa değişmiş gibi geldi aklıma, halbuki insan da çok değişti güzel çocuğum. Eskiden samimi ilişkiler kurulur, büyük aile sofralarında bir araya gelinir, büyük düğünler yapılırdı. Destek olmak insanlığın en doğal haliydi, çoğumuz birbirimizin işini kolaylaştırmaya çalışırdık, eh tabi kötü kalpliler, toksikler her zaman vardı evladım, eski dedik diye dünya güllük gülistanlık da değildi. Sık sık siyaset ve politikayla ilgilenmek zorunda kalırdı herkes çünkü gençliğimde ülke ne kadar gelişmiş görünürse görünsün paramızın bir değeri yoktu, 10 liraya ekmek alınırdı. Halk da mecburen sürekli haber izler, siyaset konuşurdu. Gençliğimin en sıkıcı şeyleri bunlardı sanırım. Ha bir de 2020 senesinde pandemi olmuştu, tabi, tüm dünyaya bir virüs bulaşacak korkusu yayılmış, herkes evlerine saklanmıştı. Markete giderken maske, eldiven takar; eve getirdiğimiz malzemeleri yıkardık. İnsanın insana teması minimuma inmişti anlayacağın, herkes kendi çöplüğünde hayatta kalmaya çalışıyordu. E tabi sırf kötü etkileri olmadı, spor yapmayı çok seven ben o sıralarda düzenli yoga yapmaya başlamıştım, evde sık sık yemekler yaptığımızdan ablamla bir sosyal medya platformunda yemek tarifleri paylaştığımız hesap açmıştık. Hem çok kötü hem de normalde yapılmayacak şeyleri yapabileceğimiz boşluklar yarattığı için çok iyi bir dönemdi. Tabi uçaklar, gemiler, arabalar gelişiyordu ama hala uçabilen araçlar yoktu. Ama yapay zekanın yavaş yavaş hayatımıza girmesiyle de hem heyecanlanıyor hem de endişeleniyordum açıkçası, insanların gelecekleri hakkında kaygılanmamak zordu. Savaş oluyordu, o devirde bile hala topla tüfekle savaşlar olurdu filmlerde görmüşsündür. Avatar filmini izlemiş miydin? Bence eskiden yapılmış en güzel işlerdendir, izle mutlaka. Ben gençliğimde çok eskimiş filmleri sevmezdim, basit bulurdum ama belki de geçmişi anlayabilmenin o zamandaki insanların düşünme stilini anlamanın en iyi yollarındandır film izlemek. Üniversitede gıda mühendisliği okudum hem yemek yemeyi hem de laboratuvarı çok sevdim. Yüksek lisans yaptım, dünyayı gezdim. Birçok ülkeden farklı farklı insanlarla bir arada yaşama fırsatım oldu. Sana tavsiyem her ne kadar sevmesen de insanları tanımaya çalışman. İnan bana her birinden öğrenebilecek bir sürü ders var. Üzülsen de kırılsan da endişelensen de aslında herkesin bir hayat yolu ve hayalleri olduğunu bilmen ve insan olmamızın gerekliliği olan empatiyi tatman gerekiyor. Her zaman hayat çok büyük değişiklikler getiriyor tabi, senin şimdi yaşadıkların benimkilerden çok çok farklı gibi görünse bile aslında ortak olan şeyler hisler güzel torunum. Ben şimdi aklıma gelmeyen onlarca şeyin peşinden koştum, onlarcasının ardından gözyaşı döktüm, bir sürü hayal kurdum, bir sürü insan tanıdım. Ama günün sonunda olan şey anılarım ve ben bir odada mutlu bir şekilde hayatımıza devam edebiliyoruz. Senden de isteğim ne olursa olsun geçeceğini bilmen, insan yaşadığı sürece ve kalbinde güzel niyetler barındırdığı sürece yolun sonunun mutluluk olduğunu bilir. Canın yansa da anlamsız gelse de çok mutlu olsan da bil ki hepsi geçecek ve belki bir gün sen de torunlarına kendi yaşamını anlatmak zorunda kalacaksın, o yüzden zihnini sağlıklı tut. Anılarına sahip çık.




Yorumlar

THAT'S HOT 🔥

Kafayı Kumdan Çıkarmak. (Günebakan Dergisi İlk Şafak- İLK YAYINLANMIŞ ŞİİRİM ❤)

O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...

Tarihimizin Yıldızları Bir Arada! (Etimesgut Türk Tarih Müzesi ve Parkı)

Attığımız adımların çoğunlukla AVM’ye çıktığı, taşı toprağı altın Ankara’mızda devasa bir alana (60000 m 2 ), inanmazsınız ama, tarihi bir park ve müze yapılmış. Hem de yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük sanat müzesiymiş. Duyduklarımıza değil, gördüklerimize inanmak için mekânı ziyarette bulunduk. Etimesgut Bağlıca’da kocaman alana tarihimizin önemli isimlerinin heykellerinden bir park oluşturulmuş. Tamamen belediye tarafından ve ücretsiz giriş yapılabilen alan, ta girişinden bile heybetiyle dikkat çekiyor.    Girişteki güvenlikten açık alanda başımıza güneş geçmesin diye şapkamızı ve parkın haritasını içeren kitapçığımızı alıyoruz ve Alp Er Tunga’yı selamlayarak başlıyoruz. Tomris Hatun’u da selamlayıp ilerdeki heykel ve yazıtların replikalarını inceliyoruz. Osmanlı Padişahlarını görüyoruz, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonlarından Cumhuriyetimize uzanıyoruz. Ayrıca Mevlana, Piri Reis, Ali Kuşçu’yu da görüp ne kadar harika insanlara ev sahipliği yapmış b...

Anne ben yogi olcam ! (Bir Çetin Çetintaş öğrencisinin anıları.)

Can sıkıntısıyla bilgisayarın başına oturup ne yazsam diye düşünürken arkadaki “Hari Om Tat Sat.” eşliğinde uzun zamandır en çok maruz kaldığım insanı yazmaya karar verdim. Çetin Çetintaş. Şahsi deneyimlerimden ve bolca canım hocamdan bahsedeceğim bir yazıdan daha ötesi olmayacak, yazdıklarımı abartı bulabilirsiniz ama her şey gerçek, ancak bir gün deneyimlerseniz anlarsınız çünkü Çetin hoca abartıldığı kadar harika biri değil, bundan çok daha harika biri. Sizi de kendi yolunuzu bulmaya çalışırken kendisinden destek almaya davet etmekte bir sakınca görmüyorum, çünkü biliyorum ki kalbinde hepimize yer var. Benim onun yoga videosuyla tanışmam bundan çok uzun zaman önce oldu. Yani 2-3 sene önce, hayat gayet normalken, yoganın sadece havalı duruşlardan ibaret olduğunu sandığım zamanlardan birinde. Yarım saatten uzun olan bir videosuydu ve 10 dakika geçmemişti ki “üff, bu neymiş ya hiç sevmedim.” diyip kapatmıştım. Covid-19 kadar hobi patlamasına da sebep olan 2020 senesi herkesin h...