Kendimi başka insanlarla kıyaslamanın ne kadar yanlış bir
şey olduğunu başkalarından duymak için internetteki birkaç psikoloğun ve içerik
üreticisi bireylerin videolarını izledim. İçim rahatlıyordu eskiden bu şekilde.
Artık öyle olmuyor. İnsan büyüdükçe ya da yaşlandıkça kendini keşfetmekten daha
da uzaklaşıyor bence, en azından bana öyle geliyor. Keşif hiç bitmiyor. Ve maalesef
ben kendimden kendimle alakalı net yargılar ve sınırlar beklerken uzay gibi
genişleyen bir benlikle dünyada var olmaya çalışmak öyle yorucu ki. Ben zannediyordum
ki herkes ancak birkaç şey olabilir. Ya mutlu birisindir ya mutsuz, ikisi
birden olabilmek bir şeylerin düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Ya güzelsindir
ya çirkin ya sevilensindir ya sevilmeyen… Halbuki hallerimiz ve aynalarımız varmış,
ne tuhaf. Bu kıyas konusunda edindiğim genel kanı şöyle; kıyas insanın mutsuz
olmaya devam etmesi için sürekli olarak yapması gereken en elzem aktivitelerden
biriymiş. Kendi hayatımızı sürekli olarak başkalarınınkine bakarak aşağılamak
ve kendimizi suçlu, ezik, yetersiz, eksik, kusurlu hissettirmek bir alışkanlığa
dönüştüğü zaman maalesef kronik bir mutsuzluğa sürüklenmemek imkansızmış. Bunu yapmamamız
için sunulan basit argüman da şu şekilde; yaşamadığımız bir
hayatın dışarıdan ne kadar iyi göründüğü bir yanılsamadır. Hiçbir hayat iyi
değildir. Herkesin derdi vardır. Kimse dışarıya mutsuz, güçsüz, yetersiz halini
servis etmez… bu şekilde bir sürü argüman sunulmuş. Eh, çürütülebilir. Çünkü bariz
olarak bazı sorunlar bazı sorunlara tercih edilebilir. Evet dertsiz insan
yoktur bence de fakat her dert her dertle bir değildir sonuçta. Bazı insanlar
diğerlerinden şanslıdır mesela bu konuda yapılacak bir şey yoktur. Para birçok sorunu
çözer ve parası olan insanın derdi parası olmayanınkine göre daha kolay
çözülebilir gibi görünüyor. Sonra, dış görünüş olarak avantajlı olan birisinin bariz
dezavantajlı olan birisine göre hayata ve dışarıya adapte oluşu daha kolay
olmalı. Hayatında sevgi ve saygı görerek büyümüş bir çocuğun kendine bunları
verebilmesi, bunları çocukluğunda tatmamış birinin vermesinden çok daha
basittir. Bazı dertler bazılarını döver ve dert yarışı esas kıyasın başladığı
yerdir. Ama baksana hayatı harika görünüyor ve sanırım onun dertlerini bile çekmek
isterdim kendi hayatımı yaşamaktansa.
neyse başka bir gün kendi dertlerimi başkalarınınkilerle sidik yarışına soktuğumda daha fazla anlatırım. belki de anlatmam. eğer içinizde beni kıskanan falan varsa, sakın ha. evde denemeyin.
Yorumlar
Yorum Gönder