hayatta ilerlemenin araçları vardır. farklı hızlarla, farklı eforlarla, farklı ihtiyaçlarla, farklı niteliklerle donatılmış bir sürü araç. bazısı doğuştan diğerlerinin önüne geçmenizi sağlar. bazısı ise saklandığı yerde bulunmayı bekler. bazısı bizzat siz tarafından yapılmalıdır, bazısı ise ödünç alınmalı hatta çalınmalıdır. bazen bu araç zaten sahip olduğunuz bir şeydir. bazense hiçbir zaman sahip olamayacağınız bir şey. ama ona doğru gitmek de ilerlemektir zaten.
insan yerinde sayabilir mi? her şey değişmeye, dönüşmeye, bozulmaya, yeniden yapılmaya mecburken... neredeyse imkansız. e peki neden böyle hissediyorum uzun zamandır? neden hayatta ilerleme ile alakalı bir sorunum var sanıyorum?
çünkü araçların adil olması gerektiğini sanıyorum.
çünkü araçların aynı performansı her gün gösterip hiç arızalanmamasını istiyorum.
çünkü gideceğim yolda hiçbir engel olmaması gerektiğini düşünüyorum.
çünkü belki de yürüyecek bir yolum olmadığını düşünüyorum ve bekliyorum.
çünkü kendimi aracıma layık görmüyorum.
çünkü kendimi bu yolda yürüyebilecek kadar güçlü bulmuyorum.
çünkü diğerlerinin benden daha iyi,şanslı, güçlü, yetenekli, özgüvenli, niyetli, hırslı, çalışkan, cesur olduğunu düşünüyorum.
çünkü aslında ben ilerlemesem bile gideceğim yere bir şekilde varacağıma inanıyorum.
çünkü kendi değerimin farkındayım sanıyorken attığım adımların değerini göremiyorum.
milyarlarca çünkülerle dolu bir hayat öyküsü yazabilirim buraya. ya da milyonlarca bahane ile dolu. harekete geçmemek üzere kendimi ikna etme konusunda ne kadar gelişmişim herkes şaşırır.
eh, insan ya harekete geçmeli ya da harekete geçmemek için bahane üretmeli. benim yolum dediğim şey en az sizinkiler kadar muğlak. evet ben buradan bakınca siz sanki yollarınızdan çok eminmişsiniz ve her birinizin yolu benimkinden daha kolay gibi dursa bile artık farkındayım, birbirimizden farklı değiliz.
hepimiz kendi zorumuzu zorlaştırıyoruz. evet zor. ama zorun zor olma sebeplerinden biri belki de en büyüğü aynada gördüğüm kişiyken, zoru kolay yapmak istediğimden bile emin olamıyorum.
hayat ne iyiyi ne kötüyü abartarak yaşanamaz. çünkü biter. iyi de kötü de. hatta bizzat hayatın kendisi de biter.
henüz bitmemiş bir şey varsa onun bitmemesi için elinizden geleni yapın lütfen. bakalım fani olan siz ne zamana kadar diri tutabileceksiniz fani olan başka bir şeyi.
bunları neden yazdığımı bile bilemiyorum. bazen oluyor işte. anlamlı olmalarından da geçtim neden yazdığımdan da geçtim artık.
hayatı anlamlandırmaya çalışmanın hayatı zorlaştırdığından emin oldum çünkü. hayatın sadece olduğunu ve bunun benim için iyi ya da kötü olup olmamasıyla ilgilenmediğini biliyorum. ben hayattaki herhangi bir bakteri olsaydım hayatın bana farklı davranıp benim koşullarımı iyileştirmesini bekleyemezdim, kendim adapte olmak zorunda olduğumu bilip bir şeyler yapardım işte ne bileyim antibiyotik direnci geliştirir daha düşük sıcaklıkta üremeyi sağlayacak bir şeyler düşünürdüm.
ama insanken, diğerlerinden özelken, en azından öyle zannediyorken, kalkıp da elimdekilerle varabileceğim en iyi yere gidip sonra mümkünse elimdeki aracı değiştirmek aklıma gelmiyor galiba. ondan yerimde sayıyorum. hayatın beni iyileştirmesini bekliyorum. bak hala bekliyorum ?
Yorumlar
Yorum Gönder