Hayatımda bana ilham olabilecek şeyleri göremiyorum. Bu bir farkındalık itirafı. Bir kez daha okuyunca ya da kafanda yankılanan cümleyi tekrar dinleyince fark ediyorsun. Hayatımda bana ilham olabilecek şeylerin önce varlığından sonra da bilinçli veya bilinçsiz olarak onları fark edemediğimden bahsetmişim . Bir giriş cümlesi olmak için belki de kurban kokulu, ezik bir cümle olmuş. Fakat yargılamak benim işim. En çok da kendimi. Kendimi yargılamak için çoğunlukla başkalarının gözlerinden bile göre kusurlarımı görebilen ben, hayatımdaki ilham perilerini göremediğimi itiraf ederek başlamışım yazıya.
Ben kim olduğumu sanıyorum ve aslında kim değilim bunu görüyorum düştükçe. Ayaklarıma çok güvenip gittiğim yerlerden memnun olmamamdan kaynaklı bir hayal kırıklığı gibi. Ayakların sorumluluğunda olmasa da gidilen yerler suçlu arandığında iz bırakan onlar olduğu için de olabilir.
Kendimden sıkıldım yazarken. Kafa açtım gibi. Cümleler karmaşık olsun veya daha ince detaylar barındırsın diye böyle yazmıyorum, aksine yazarken beynimdeki karmaşık zincirler açılmadığından yazıya da zincirleme kafa travması olarak dökülüyor sözcükler. İşte böyle. Ben yeniden hayata döndüm. Yazmak yani. Bu bi yaratımsa ben yaratıcıyım ama iyi bir yaratıcı olup olmadığım tartışılır hem hangi yaratıcı çok iyi ki düşününce.
Ne anlatıyordum ?
İlham perilerim görünmezlik iksiri içmiş üstüne bir de pelerin almış falan değil, yemin ederim her yanım ilham dolu. Görmek istemeyen birine gösteremediğimiz için organların yetersiz hissetmesine gerek olmayan bir hayattayız. Suçlular suçunu biliyor. Periler de gayet meydanda.
İçimden bugün bunlar döküldü. İstemsizce keder kırıntısı mı var cümlelerin üstünde? İstemsiz. Hep suçu üstümden atmak için. Hep ben yapmadım ki demek için. Yazık oldu.
O zamanlar hayatın sıradanlığına o kadar kapılmıştım ki artık hayatta hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı düzeyde aynı günlerden oluşan haftalar, aylar zincirinde nefes alıp vermeyi sürdürüyordum. Bir şeylerin değişmesi için çok fazla çaba sarf ettiğimden tüm enerjim değişim istemeye gidiyordu, değiştirmeye mecalim olmuyordu. Bu sebepten sık sık kendimi bir şeyleri başarmış, değiştirmiş, düzene sokmuş insanlarla kıyaslarken buluyor ve zaten yaşamaya yetecek kadar kalmış enerjimi de kendimden nefret etmeye harcıyordum. Uzun zaman ne kadar şanslı olduğumu ve bu şansın içinde ne kadar şanssız olduğumu düşünerek vakit geçirdim. Derdim ömrümü hızlı tüketip bu dünyadan defolup gitmekti, geriye bir şeyler bırakma isteğim vardı ama ne elimden bir şey geliyordu ne de elimden gelen şeylerin değerli olabileceğine dair bir inancım vardı. O zamana kadar yazdığım her şeyin bir çöplük, bir israftan ötesi olabileceğine inansam bile onları birilerine okutabilecek cesaretim yoktu çünkü ben kimdim ki şiir...
Yorumlar
Yorum Gönder