Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çaresizsiniz Türkiye 💆😜

Hayat ona ne kadar çaresizlik tohumu ektiğinize bağlı olarak size çaresizlik çiçekleri sunar. Çünkü hayat çaresizliğin kötü bir şey olduğunu düşünmez. Hayat senin ne olduğunu sana göstermek için durmadan bir şeyler çıkarır önüne, bazen hayatında hiçbir şey olmadığını düşündüğünde bile hayat sana “Baksana kendi halinde bile çok çaresizsin, yeni olay örgüsüne bile gerek kalmadı, baya masrafsız birisin maşallahın var.” diyor bence. Kendi hayatımı bir laboratuvar gibi bi sürü analiz için kullandım. Aynı yoldan gidince de hep aynı şeylerle karşılaştım. Bilimsiz düşünceye yer yok. Bir sürü iyi hissetme ile ilgili kitap okudum, video izledim, ilham olduğunu düşünen insan takip ettim yeri geldi gıcık oldum yeri geldi bayıldım. Olay bunların hiçbiri değil aslında. Ne diyordum, ha çaresizlik. Aslında herhangi bir durumdan çıkışımızın olmadığını düşündüğümüzde ve buna gerçekten inandığımızda kendimizle olan ilişkimize ara veriyoruz ve bunun iyi bir şey olduğunu sanıyoruz. Ben çaresizsem hiçbi...

PANO💟

👽 Dikkat 👽  Burada olan umarım burada kalmaz ve çok büyük bir gerçekliğim olur. Amin. Aslında bugün hem ramazanın ilk gecesi hem de şu saatler astrolojik olarak bir şeyler hayal etmeye, onların gerçeğe dönüşmesi için filizlenmesi için önce toprağa ekmeğe çok müsaitmiş. ben öyle duydum.  Bazı şeylerin belli yöntemleri vardır belki ama hayatla olan bağımızı hissetmek için illa bir şey yapıyor olmak gerekli mi bilmiyorum. Ben gelişine dua ediyorum bazen öyle kalbim heyecanlı heyecanlı atıyor, bazen düşüyorum zihnim devriye gezip "Hop! Abicim o dilek tutmaz yalnız." falan derken. Ama genel olarak ben ki sevmekten hiç usanmam diyip yoluma devam ediyorum.  Bu dönemlerin aslında benim hayatımda bir durak dönemi olduğunu düşünürken aslında bana verilmiş büyük nimet olduğunu fark ettim. Kafamı gömdüğüm kumdan çıkarıp başka şekilde bakmaya başladığımdan beri aslında olan şeylerdeki olması gerekenleri daha iyi fark ediyorum. İşte aslında hayata ve akışa güvenebilmek de bu olanlard...

Doğru Seçim

  Trafik ışıklarının olmadığı, kocaman bir yoldasın, çok fazla araba var her yönde. Karşıya geçmek istiyorsun fakat çok korkuyorsun çünkü acemisin. Yanlış bir şey yapacağına da çok eminsin. Birisinin sana yol vermesini, bir polisin çıkıp arabaları durdurmasını, bir şekilde akışın durmasını hatta bir yerlerden bir ambulans çıksa peşine takılmayı düşünüyorsun. Kendine inanmak dışında her çare zihninde dolaşıyor. Arabayı bırakıp gitmek bile geliyor içinden. Ama her ihtimal yeni bir sonuç doğuruyor kafanda ve endişenden dolayı hiçbirini sonuna kadar takip edemiyorsun. Tek amacın karşıya geçmek. Sonra yanına birkaç araba daha geliyor. Ama maalesef ki yine yolu kesmesi gereken sensin. Keşke biri yolu kesseydi de geçseydik diyorsun, yanımda usta bir şoför olsaydı da koltuğumu zevkle ona teslim edip bu yüklerden kurtulsaydım. Bir an yolda bir boşluk buluyor ve yanındaki araba hızlıca karşıya geçiyor. Ah be diyorsun düşüncelerimi ve yolu izleyeceğime yandakini izlesem onunla geçmiştim. Sonr...

Hayat Boktansa Çözümü Vardır.

  Bazen ne yaparsak yapalım olmaz. Ama inatla yapmaya devam ederiz. Çünkü biz insanların ne isterlerse başarabileceklerini, her istediklerine – yeterince isterlerse- ulaşabileceklerini düşünen bir altyapıya sahibiz. Siz değilseniz buradaki sözlerim sizi hiç ilgilendirmiyor. Bu dertten muzdarip olan, iyilerin her zaman kazanacağı masallarıyla büyümüş arkadaşlarımla yoluma devam ettiğimi bilmek beni mutlu eder. Size şimdilik bay bay. Bizim temel sorunumuz bence kendimize ve yapabileceklerimize inanmış olmaktır. Evet inanmış olmak. Ama gün gelip de çocukluğumuzda planladığımız kişiyle uzaktan yakından alakası olmayan insanlara dönüşmüşsek, içimize bir savaşın olması kaçınılmaz. Kendimizi bulunduğumuz yere, duruma, yaşanılan olaylara layık bulmayız; hep daha fazlasını, daha iyisini hak ettiğimizi düşünürüz, belki aksiyona geçeriz, çabalarız ama bir yandan da hayatımızda hiçbir şey hayal ettiğimiz çizgide gitmemeye devam eder. Denklemin iki bilinmeyeni olduğu için burada yapılabilecek...

Şeytanın Dönüşü

Şeytanın Dönüşü Savaşın içinde korkak bir ruhsun, Söyle onlara sana da bi' yer bulsun, Orası kaderinse eğer; aramasan da bulursun. Şans varsa olur, şans var mı önce bi' sor. Bekle gelsin düşmanın, Bu kez sen yaratma onları. Sürpriz yumurtadan çıkan cesaretini yitir zamanı gelince. Sen korkak ol onlarca yiğidin içinde.  Ölümü öldür önce, Sonra hak et yaşamayı. Büyütme güzel kafanda yaşamayı, Bir sonu varken manası olmayan fiziksel acıyı. Bi' ağrı kesici al ve öldür canındaki isyanı. Ruh denen şeyi kanıtlasın artık bilim. Ruhlar savaşsın, ruhlar sevişsin... Bitkin, geçici ama mükemmel bedenler mezarlarda dinlensin, Şehirler ortalık kana verilmeden alınsın. Hiç kimse kötü olamasın, Herkes o kadar iyi olsun ki, Mideler bulansın iyilikten. Tekrar dönsün şeytan aramıza. Şeytanın dönüşü bile umursanmasın. Günahlar müzelerde sergilensin. Hadi, bir şansımız daha olsun. Ama bu aklımızla yaşayalım, Yine çok gelişmiş olalım, Utanmadan bunca şeyin manasını arayalım, Daha da geliştikçe h...

MARTIN EDEN İNSAN MIDIR ?

Martin Eden’i tanıyanlardan birisi olsaydım muhtemelen onun başarısız olmasını isterdim. Gerçekten. Yani baş kahraman kötü biri değilken ve bu kadar da çabalayan birisiyken, onunla aslında negatif bir yerden bağ kurmam tamamen benim kıskançlığım; yoksa o inanılmaz çaba gösteren, inançlı, güçlü birisi ama kendimde olmayan her şeye sahip olduğunu düşündüğüm ve asla onun kadar cesur biri olamayacağım için onun da başarılı olmamasını isterdim, yalan yok. Onun bunca zor zaman yaşarken bir yandan da kendisini geliştirme çabası, aşkına ve bilme tutkusuna olan sadakati ile harika birisi olması hem çok doğal hem de inanılmaz geldi bana. Okuduğum en etkileyici kitaplardan birisiydi çünkü hayatımın nereye gittiğinden, ne olacağımdan, tutkumun ne olduğundan bu kadar emin değilken, nispeten şanssız birinin kendini o çukurdan çıkarışının ne kadar zor ve değiştirici bir deneyim olduğunu bizzat yaşamadan gözlemleme şansım oldu. Evet, insanın bir tutkusunun, bir aşkının uğruna neler yapabileceğin...

'Yüce Honos' sendromu. (#herkesbirazşeydir)

"Beynimiz insanları etiketlemekten çok hoşlanır çünkü böyle yaparak o insandan gelebilecek tehlikeleri sınıflandırır ve oluşabilecek zararları optimize etmiş olur…” gibi bilgiler var kafamda. Tam kaynak veremeyeceğim ama insanları biraz tanıdıktan ve hatırı sayılır bir süredir de insan olduktan sonra, ‘Ocu, bucu, şucu…’ şeklinde sınıflandırmalardan uzak yaşayamadığımızı öğrendiğimden bu bilgiyi doğru kabul ediyorum şimdilik. Gerçekten bizim kültürümüzde mi daha çok yoksa bir şekilde insanların hepsine yüklenmiş bir kod mu bilmiyorum. Birisinin bizden daha salak olduğunu bir şekilde kendimize inandırdığımızda ‘Yüce Honos’ oluyoruz. Örneğin, Okan Bayülgen’in her fırsatta Z kuşağının ne kadar aptal olduğunu düşündüğünü dillendirmesi böyle bir ayrımcılığın en net örneklerinden birisi. Beyefendi kendini genç nesli kötüleyerek iyi hissetmek istiyor çünkü; 1) Kendisi eski nesil, 2) Yeni nesil ondan iyi olursa aşağılanacak kişi kendisi olur ve 3) Birine bok atarak kendisini gündem...