Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hoşgeldin Haziran Bebek ☺

 ☺ Aklımdakileri yazana kadar aklımdan bir sürü cümle daha geçiyor. O sebepten bazı konularda uzun uzun düşünemiyorum. Hemen zihnim yeni bir sorun, kusur, dert, kaygılanacak olgu yaratıp dikkatimi çekmeyi başarıyor. Ben de ona ihtiyacı olan malzemeyi yani dikkatimi hemen veriyorum, zayıfım, ona karşı bir direnişte bulunasım yok bulunsam bile başaramam gibi. Çünkü aslında o benden daha çok hayat yaşadı, ben yalnızca onun senaryolarına göre rol kesen ucuz bir oyuncu oldum hep, ama sağ olsun beni hep iyi rollere koydu, başrolde hep ben vardım, acı çekilecekse de çok iyiydim de ondan acı çekiyordum, süpersem de zaten süperdim. Hep aşırı güzel, aşırı yetenekli, her haliyle hayran olunası biriydim ona göre, e bunca zaman da onun senaryolarına alışmışken kendime çizdiğim bu yol haliyle bana sıkıcı geldiğinden, hayatı yaşamaktan kaçar oldum. Ancak böyle oturup yazarsam hayatta olduğumu fark edebiliyorum galiba. Şu an fazlasıyla dürüstüm mesela, normalde böyle olmaz, hemen aklım beni alır v...

İç Güveysinden Hallice

Elinde bir bezle içeri girdi. Masanın üzerindeki ıvır zıvırı toplayıp masayı sildi ve yemin ederim ben temizim diye haykıran bembeyaz örtüyü masaya serdi. Bir anda gözü bana takıldı, sanki yanlış yerde duran bir eşyaymışım gibi bana baktı. Varlığımı inkâr edemeyeceğini anlayınca da bir sohbet açmak istedi galiba. Masadan aldığı saçma şeyleri çekmeceye yerleştirirken “Naber?” diye sordu.  “İç güveysinden hallice.” deyince aniden yüzüme baktı. “O ne demek lan?” Oturduğum koltuğa iyice yerleştim ve bir yastığı kucakladım. “Yani içinde bulunduğum durumdan şikâyet edemeyecek kadar çamura saplanmış ama şikâyet edebilecek kadar da sıkılmış ve umarsız gibiyim.” Elimdeki yastığı bir hışımla alıp vura vura düzeltti ve kenara koydu. “Felsefe kasıyorum diyosun boş boş.” Koltuklara serdiği örtüleri toplamaya başladı. Özenle seçtiği koltukların rengi yılda 2-3 defa gün yüzü görebiliyorlardı, onlar için sevinçliydim en azından. “Hıhı. Boş. Evet bu kelime de ruh halime fazlasıyla u...

Gece Yarısı Kütüphanesi İnceleme (Matt Haig)

"Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı."  Aklınıza getirebileceğiniz bütün hayat senaryolarının olduğu bir kütüphanedesiniz... Hayal edebileceğinizin de ötesine çok ihtimal var çünkü her seferinde bir şeyi farklı yapsaydınız bambaşka şeyler olurdu. İşte tam da bunu, neden her zaman elimizdekinin en kötüsü olduğunu varsaydığımızı anlatan bir kitap Gece Yarısı Kütüphanesi.  Ben zaman zaman hayatımı farklı şekillerde hayal ederim. Bulunduğum yerden bambaşka bir yerde, bambaşka insanlarla, bambaşka bir ben hayali...Hep daha iyi, daha başarılı, daha güzel, daha mutlu bir ben. İşte kitaptaki ablamız da hayatından öylesine bıkmış ki, paralel evrenlerdeki muhtemel hayatlarını ziyarete gidip içine en sineni bulmaya çalışıyor. Daha fazla spoiler vermek istiyorum, eğer talep etmiyorsanız buradan fazlasını okumayınız, yok bir özet geç derseniz devam edin. Hanımefendi cidden boktan gibi görünen bir hayatta her şeyin ters gittiği, muhtem...

Çaresizsiniz Türkiye 💆😜

Hayat ona ne kadar çaresizlik tohumu ektiğinize bağlı olarak size çaresizlik çiçekleri sunar. Çünkü hayat çaresizliğin kötü bir şey olduğunu düşünmez. Hayat senin ne olduğunu sana göstermek için durmadan bir şeyler çıkarır önüne, bazen hayatında hiçbir şey olmadığını düşündüğünde bile hayat sana “Baksana kendi halinde bile çok çaresizsin, yeni olay örgüsüne bile gerek kalmadı, baya masrafsız birisin maşallahın var.” diyor bence. Kendi hayatımı bir laboratuvar gibi bi sürü analiz için kullandım. Aynı yoldan gidince de hep aynı şeylerle karşılaştım. Bilimsiz düşünceye yer yok. Bir sürü iyi hissetme ile ilgili kitap okudum, video izledim, ilham olduğunu düşünen insan takip ettim yeri geldi gıcık oldum yeri geldi bayıldım. Olay bunların hiçbiri değil aslında. Ne diyordum, ha çaresizlik. Aslında herhangi bir durumdan çıkışımızın olmadığını düşündüğümüzde ve buna gerçekten inandığımızda kendimizle olan ilişkimize ara veriyoruz ve bunun iyi bir şey olduğunu sanıyoruz. Ben çaresizsem hiçbi...

PANO💟

👽 Dikkat 👽  Burada olan umarım burada kalmaz ve çok büyük bir gerçekliğim olur. Amin. Aslında bugün hem ramazanın ilk gecesi hem de şu saatler astrolojik olarak bir şeyler hayal etmeye, onların gerçeğe dönüşmesi için filizlenmesi için önce toprağa ekmeğe çok müsaitmiş. ben öyle duydum.  Bazı şeylerin belli yöntemleri vardır belki ama hayatla olan bağımızı hissetmek için illa bir şey yapıyor olmak gerekli mi bilmiyorum. Ben gelişine dua ediyorum bazen öyle kalbim heyecanlı heyecanlı atıyor, bazen düşüyorum zihnim devriye gezip "Hop! Abicim o dilek tutmaz yalnız." falan derken. Ama genel olarak ben ki sevmekten hiç usanmam diyip yoluma devam ediyorum.  Bu dönemlerin aslında benim hayatımda bir durak dönemi olduğunu düşünürken aslında bana verilmiş büyük nimet olduğunu fark ettim. Kafamı gömdüğüm kumdan çıkarıp başka şekilde bakmaya başladığımdan beri aslında olan şeylerdeki olması gerekenleri daha iyi fark ediyorum. İşte aslında hayata ve akışa güvenebilmek de bu olanlard...

Doğru Seçim

  Trafik ışıklarının olmadığı, kocaman bir yoldasın, çok fazla araba var her yönde. Karşıya geçmek istiyorsun fakat çok korkuyorsun çünkü acemisin. Yanlış bir şey yapacağına da çok eminsin. Birisinin sana yol vermesini, bir polisin çıkıp arabaları durdurmasını, bir şekilde akışın durmasını hatta bir yerlerden bir ambulans çıksa peşine takılmayı düşünüyorsun. Kendine inanmak dışında her çare zihninde dolaşıyor. Arabayı bırakıp gitmek bile geliyor içinden. Ama her ihtimal yeni bir sonuç doğuruyor kafanda ve endişenden dolayı hiçbirini sonuna kadar takip edemiyorsun. Tek amacın karşıya geçmek. Sonra yanına birkaç araba daha geliyor. Ama maalesef ki yine yolu kesmesi gereken sensin. Keşke biri yolu kesseydi de geçseydik diyorsun, yanımda usta bir şoför olsaydı da koltuğumu zevkle ona teslim edip bu yüklerden kurtulsaydım. Bir an yolda bir boşluk buluyor ve yanındaki araba hızlıca karşıya geçiyor. Ah be diyorsun düşüncelerimi ve yolu izleyeceğime yandakini izlesem onunla geçmiştim. Sonr...

Hayat Boktansa Çözümü Vardır.

  Bazen ne yaparsak yapalım olmaz. Ama inatla yapmaya devam ederiz. Çünkü biz insanların ne isterlerse başarabileceklerini, her istediklerine – yeterince isterlerse- ulaşabileceklerini düşünen bir altyapıya sahibiz. Siz değilseniz buradaki sözlerim sizi hiç ilgilendirmiyor. Bu dertten muzdarip olan, iyilerin her zaman kazanacağı masallarıyla büyümüş arkadaşlarımla yoluma devam ettiğimi bilmek beni mutlu eder. Size şimdilik bay bay. Bizim temel sorunumuz bence kendimize ve yapabileceklerimize inanmış olmaktır. Evet inanmış olmak. Ama gün gelip de çocukluğumuzda planladığımız kişiyle uzaktan yakından alakası olmayan insanlara dönüşmüşsek, içimize bir savaşın olması kaçınılmaz. Kendimizi bulunduğumuz yere, duruma, yaşanılan olaylara layık bulmayız; hep daha fazlasını, daha iyisini hak ettiğimizi düşünürüz, belki aksiyona geçeriz, çabalarız ama bir yandan da hayatımızda hiçbir şey hayal ettiğimiz çizgide gitmemeye devam eder. Denklemin iki bilinmeyeni olduğu için burada yapılabilecek...