Ana içeriğe atla

Kayıtlar

bazı çünküler ya da bazı bahaneler

hayatta ilerlemenin araçları vardır. farklı hızlarla, farklı eforlarla, farklı ihtiyaçlarla, farklı niteliklerle donatılmış bir sürü araç. bazısı doğuştan diğerlerinin önüne geçmenizi sağlar. bazısı ise saklandığı yerde bulunmayı bekler. bazısı bizzat siz tarafından yapılmalıdır, bazısı ise ödünç alınmalı hatta çalınmalıdır. bazen bu araç zaten sahip olduğunuz bir şeydir. bazense hiçbir zaman sahip olamayacağınız bir şey. ama ona doğru gitmek de ilerlemektir zaten.  insan yerinde sayabilir mi? her şey değişmeye, dönüşmeye, bozulmaya, yeniden yapılmaya mecburken... neredeyse imkansız. e peki neden böyle hissediyorum uzun zamandır? neden hayatta ilerleme ile alakalı bir sorunum var sanıyorum? çünkü araçların adil olması gerektiğini sanıyorum.  çünkü araçların aynı performansı her gün gösterip hiç arızalanmamasını istiyorum. çünkü gideceğim yolda hiçbir engel olmaması gerektiğini düşünüyorum.  çünkü belki de yürüyecek bir yolum olmadığını düşünüyorum ve bekliyorum.  çün...

her dert her dertle bir değildir.

  Kendimi başka insanlarla kıyaslamanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu başkalarından duymak için internetteki birkaç psikoloğun ve içerik üreticisi bireylerin videolarını izledim. İçim rahatlıyordu eskiden bu şekilde. Artık öyle olmuyor. İnsan büyüdükçe ya da yaşlandıkça kendini keşfetmekten daha da uzaklaşıyor bence, en azından bana öyle geliyor. Keşif hiç bitmiyor. Ve maalesef ben kendimden kendimle alakalı net yargılar ve sınırlar beklerken uzay gibi genişleyen bir benlikle dünyada var olmaya çalışmak öyle yorucu ki. Ben zannediyordum ki herkes ancak birkaç şey olabilir. Ya mutlu birisindir ya mutsuz, ikisi birden olabilmek bir şeylerin düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Ya güzelsindir ya çirkin ya sevilensindir ya sevilmeyen… Halbuki hallerimiz ve aynalarımız varmış, ne tuhaf. Bu kıyas konusunda edindiğim genel kanı şöyle; kıyas insanın mutsuz olmaya devam etmesi için sürekli olarak yapması gereken en elzem aktivitelerden biriymiş. Kendi hayatımızı sürekli olarak başkalarının...

Hem Ben Kimim Ki ? Part 1 (sanırım)

Toksik olmadan mutlu olamadığımı fark ettim. Evet ya birileri mutlu olduğumu görsün ve bunu hiç beklemedikleri halde nasıl başardığımı düşünüp delirsin falan istiyorum sanırım. Çünkü ben mutlu olmayı hak etmediğimi düşündüğüm için insanlar da öyle hissediyor olmalılar ki ben onlara haksız olduklarını göstermek istiyorum. Bir ilişkiden beklentim de bu yönde zaten. Benim sevmediğim yönlerimi kabul etmesini bekliyorum. Çünkü bey yapamıyorum. Toksik mutluluktan kastımda halihazırdaki durumları reddedip olsun be hayattayım ve her şeyin en iyisini hak ediyorum mükemmelim ve her şey de mükemmel gibi düşünceleri barındıran, ömrü çok uzun olmayan bi uyuşturucu kadar kısa sürdüğünü ancak tahmin ettiğim bir mutluluk. Ki bu mutluluk değil işte, kendini kandırma süreci. Gerçeklikle olan savaşım tam olarak ne zaman başladı bilmiyorum ama bu beni m varoluşumun bir parçası olmuş durumda, yani bunsuz nasıl var olacağımı bilmiyorum. İstemsizce kendimi kendi hayatımdan kaçarken buluyorum ve bu bir yerde ...

BOŞLUK VE BOŞALTIM SİSTEMİ

  Her an dolu dolu yaşanmalıymış, sürekli ne yapılacağı bilinmeliymiş gibi hissederek bu hayatın içinde sürünüp durduğumdan yaptığım hiçbir şey olmuş gibi gelmiyor. Bir yerlerde birilerinin kurallarına uymadığım için kendimi adi bir geri zekâlı gibi hissetmemin benim suçum olduğunu düşündüğümden var olamıyorum. Ne kendim gibi ne onların istediği gibi. İki türlü de elimde net bir sonuç olmuyor çünkü zaten hayatta ne olması gerekiyorsa oluyor diye inanırken olmayan her şeyin de yükünü omuzlarımda taşıyorum. Ben kendimden nefret etmeyi sizden öğrendim. Sizin onaylamalarınız olmadığında bir yanlışlık olduğu hissine vardığımda çok büyümüş de sayılmazdım bence. Ama siz dediğim şey de aslında benim şu an başkalarına gözüktüğümden ne kadar farklı bilemiyorum. Çünkü ben kendimi siz olmadan göremiyorum. Sık sık kendimi hayattan ve insanlardan soyutladığımı zannederken aslında kendimi daha güvenli sandığım ama gerçek olmayan bir dünyanın içinde buluyorum. Hayallerimde hep aşırı kabul edilen b...

YARATICI YAZARLIK DEFTERİM-2

  YY-2: Yıllar sonra öğreniyorsunuz ki aslında üçüzmüşsünüz. Diğer iki kardeşinizle az sonra tanışacaksınız. Siz de… İnanılmaz gerginim. Kızgınım, hatta şoktayım. Üçüzmüşüz. Ne demek bu ya? Yıllarca aslında benden 2 tane daha olduğunu bilmeden yaşamama nasıl ve neden izin verdiniz? Hem sadece ben mi dışlandım acaba? Acaba diğer ikisi birbirini biliyor hatta gerçek ikizler gibi birbirlerine bağlı mı yaşıyorlardı? Peki ben gelince eksik bir parçaları olduğunu kabul edip o yapbozun parçasını doldurmama izin verirler miydi? Kafamda binlerce soru, binlerce endişeli düşünce var. Maalesef ki bu yaşıma kadar benden gizlenmiş bu gerçekle yüzleşmek beni olgunlaşmış hissettirmiyor. Aksine çalınmış kardeşliğim beni daha da huysuz bir çocuğa çevirdi sanki. Yaşanılabilecek her şeye geç kalmıştım. Kafamda o kadar çok tilki dolaşıyordu ki bir yandan da “Ya onları hiç sevmezsem?” diye düşünmeden edemiyordum. Ama sonuçta biz üçüzdük yani birbirimizi hiç tanımasak da aşırı benzer genlerimiz vardı. ...

YARATICI YAZARLIK DEFTERİM -1

  YY-1: 100 Yaşına kadar yaşadınız ve torununuzun torunu size neler yaşadığınızı sordu. Ona ne anlatırdınız? Canım torunum, bundan yüzyıl öncesine doğmuş bir bebek aslında yenileşme yolunda daha emekleme çağında olan bir dünyaya gelmişti. Benim doğumum da son derece kaotik olduğundan, dünyayı büyürken sanki bir mucizenin içindeymişim gibi mutluluk içinde yaşadım. Ben küçükken bunca teknolojinin hiçbiri böyle bir seviyede değildi, belki de ondan gelişen her şey çok heyecanlandırırdı. Televizyon tek eğlencemizdi, arabalarda dünyaya zarar veren fosil yakıtlar kullanılsa da o doldurduğumuz kasetlerle yolculuk yapmak öyle zevkliydi ki. Dünya bu kadar kirlenmemişti, biz de çok umarsızdık sanırım. İlk telefonum lisede oldu, baya havalıydı, dokunmatikti, sık sık video çekerdim sınıftaki arkadaşlarımı. Nedense geçmişten bahsedince yalnızca teknoloji ve doğa değişmiş gibi geldi aklıma, halbuki insan da çok değişti güzel çocuğum. Eskiden samimi ilişkiler kurulur, büyük aile sofralarında bir...

tonlarca his yumağı ve aşk ve abartı

anlam için bu kadar çabalamak, hem anlamı hem de çabayı yok ediyor. anlamlı olmasa bile kayda değer şeyler oluyor içimde. benden habersiz ve bağımsız. kendimi sürüklediğim bir yolculuk var sık sık tökezlediğimi sandığım fakat aslında dinlenmem için verilmiş minik yolculuklarla dolu upuzun gibi gelen ama aslında bir arpa boyu bile olmayan bir yol. uzun cümleler kurarak zekamı kanıtlamak ve yazdıklarımla kendime hayran bırakmak gibi bir amacım olduğu için hiçbir zaman yaptıklarımla yetinmeyeceğim çünkü hayattaki en büyük düşmanım benim. şimdi bu saatte oturup yazılması gereken en son şey bunlardı belki ama ilham engellenemez. bir duvar bulur yine yazar. akması gereken akmazsa, akmaması gerekenler akmaya başlar; öfke olur akar, gözyaşı olur akar. şimdi içimde dolu dolu utanç ve kıskançlık var. evet öyle hazmı kolay duygular değil, birçok yerde duyduğum aşkın çocukları var. aşk neden açıklanamaz biliyor musunuz? çünkü aşk tek bir duygu değildir. aşk binlerce duygudan yapılmış, içeriğini ta...