Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ilham perisizlik

Hayatımda bana ilham olabilecek şeyleri göremiyorum. Bu bir farkındalık itirafı. Bir kez daha okuyunca ya da kafanda yankılanan cümleyi tekrar dinleyince fark ediyorsun. Hayatımda bana ilham olabilecek şeylerin önce varlığından sonra da bilinçli veya bilinçsiz olarak onları fark edemediğimden bahsetmişim . Bir giriş cümlesi olmak için belki de kurban kokulu, ezik bir cümle olmuş. Fakat yargılamak benim işim. En çok da kendimi. Kendimi yargılamak için çoğunlukla başkalarının gözlerinden bile göre kusurlarımı görebilen ben, hayatımdaki ilham perilerini göremediğimi itiraf ederek başlamışım yazıya. Ben kim olduğumu sanıyorum ve aslında kim değilim bunu görüyorum düştükçe. Ayaklarıma çok güvenip gittiğim yerlerden memnun olmamamdan kaynaklı bir hayal kırıklığı gibi. Ayakların sorumluluğunda olmasa da gidilen yerler suçlu arandığında iz bırakan onlar olduğu için de olabilir. Kendimden sıkıldım yazarken. Kafa açtım gibi. Cümleler karmaşık olsun veya daha ince detaylar barındırsın diye böyl...

Bazen Olmaz

Hayal edebileceğiniz en karanlık senaryoyu düşünün. Şimdi o senaryoyu biraz biraz renklendirin. Yani bir anda apaydınlık olmasın tabi ortalık ama yine de siyah yerine belki lacivert belki mor kullanın, renkler değişsin. Ortalık biraz birbirinden ayrılabilir karanlıklarla aydınlansın. Eminim hepinizin en karanlık senaryosu birbirinden farklı olsa bile aslında çoğu ortak korkuların birleşmesiyle çok da otantik olmayan distopyalarınız vardır. Nihayetinde tüm korkular ölüm korkusudur ya, ondan öyle dedim, yoksa eminim hepimiz biricik özel harika canlılarızdır.  Her neyse burada sıkıntıları ben betimlemek istemedim o yüzden sizin korkularınızdan ilham almış oldum, bir nevi kopya çektim ya da çamura yattım gibi bu deyim işinde de yokum. Şimdi o karanlığınız her neyse ona iyice bakmamız gerekecek.  Hikâye burada başlıyor, korkuları bir bir aydınlığa çıkartacağız yani sonuçta varacağımız şeyi en başta söylemiş olmak gibi olmasın ama hiç ölmeyecek olsak en temel korkumuz ne olurdu? Sah...

Rüya Atmosferi

Parlak bir ışık gözlerini aldığı için uyanmıştı. Hala geceydi. Ama bir ışık vardı, derin, keskin ve bakılamaz. Doğruldu. Elini ışıktan gözlerini korumak için siper etti. Bir ahıra böylesi bir ışık neden vururdu bu saatte? İnekleri rahatsız etmemeye dikkat ederek kalktı ve kapıyı açtı. Karşısında insan silüetinde bir ışık mı vardı yoksa rüya mı görüyordu tam emin de değildi çünkü bakamıyordu lanet şeye. Ama korkmuyordu. Sahi neden korku yoktu? Rüyada mıyım diye seslendi. Benimle gelmen gerek dedi naif bir ses. Şu ışığı kısma şansın yok mu seni göreyim dedi meraklı çocuk. Sorusu yanıtsız kalmıştı. Işık bir yöne doğru gitmeye başlayınca içindeki heyecan ve merakla ona eşlik etmeye başladı. Birden yolun köyün mezarlığına giden yol olduğunu fark etti. Ölmüş müydü acaba bu da onu mezarlığa götüren melek falandı diye düşündü ama ölüyü mezara canlılar götürürdü teoride ve de pratikte. Öldüm mü ben diye seslendi. Yine yanıt alamadı. Mezarlığın yanından geçtiklerinde içini bir ferahlık kapladı e...

bazı çünküler ya da bazı bahaneler

hayatta ilerlemenin araçları vardır. farklı hızlarla, farklı eforlarla, farklı ihtiyaçlarla, farklı niteliklerle donatılmış bir sürü araç. bazısı doğuştan diğerlerinin önüne geçmenizi sağlar. bazısı ise saklandığı yerde bulunmayı bekler. bazısı bizzat siz tarafından yapılmalıdır, bazısı ise ödünç alınmalı hatta çalınmalıdır. bazen bu araç zaten sahip olduğunuz bir şeydir. bazense hiçbir zaman sahip olamayacağınız bir şey. ama ona doğru gitmek de ilerlemektir zaten.  insan yerinde sayabilir mi? her şey değişmeye, dönüşmeye, bozulmaya, yeniden yapılmaya mecburken... neredeyse imkansız. e peki neden böyle hissediyorum uzun zamandır? neden hayatta ilerleme ile alakalı bir sorunum var sanıyorum? çünkü araçların adil olması gerektiğini sanıyorum.  çünkü araçların aynı performansı her gün gösterip hiç arızalanmamasını istiyorum. çünkü gideceğim yolda hiçbir engel olmaması gerektiğini düşünüyorum.  çünkü belki de yürüyecek bir yolum olmadığını düşünüyorum ve bekliyorum.  çün...

her dert her dertle bir değildir.

  Kendimi başka insanlarla kıyaslamanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu başkalarından duymak için internetteki birkaç psikoloğun ve içerik üreticisi bireylerin videolarını izledim. İçim rahatlıyordu eskiden bu şekilde. Artık öyle olmuyor. İnsan büyüdükçe ya da yaşlandıkça kendini keşfetmekten daha da uzaklaşıyor bence, en azından bana öyle geliyor. Keşif hiç bitmiyor. Ve maalesef ben kendimden kendimle alakalı net yargılar ve sınırlar beklerken uzay gibi genişleyen bir benlikle dünyada var olmaya çalışmak öyle yorucu ki. Ben zannediyordum ki herkes ancak birkaç şey olabilir. Ya mutlu birisindir ya mutsuz, ikisi birden olabilmek bir şeylerin düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Ya güzelsindir ya çirkin ya sevilensindir ya sevilmeyen… Halbuki hallerimiz ve aynalarımız varmış, ne tuhaf. Bu kıyas konusunda edindiğim genel kanı şöyle; kıyas insanın mutsuz olmaya devam etmesi için sürekli olarak yapması gereken en elzem aktivitelerden biriymiş. Kendi hayatımızı sürekli olarak başkalarının...

Hem Ben Kimim Ki ? Part 1 (sanırım)

Toksik olmadan mutlu olamadığımı fark ettim. Evet ya birileri mutlu olduğumu görsün ve bunu hiç beklemedikleri halde nasıl başardığımı düşünüp delirsin falan istiyorum sanırım. Çünkü ben mutlu olmayı hak etmediğimi düşündüğüm için insanlar da öyle hissediyor olmalılar ki ben onlara haksız olduklarını göstermek istiyorum. Bir ilişkiden beklentim de bu yönde zaten. Benim sevmediğim yönlerimi kabul etmesini bekliyorum. Çünkü bey yapamıyorum. Toksik mutluluktan kastımda halihazırdaki durumları reddedip olsun be hayattayım ve her şeyin en iyisini hak ediyorum mükemmelim ve her şey de mükemmel gibi düşünceleri barındıran, ömrü çok uzun olmayan bi uyuşturucu kadar kısa sürdüğünü ancak tahmin ettiğim bir mutluluk. Ki bu mutluluk değil işte, kendini kandırma süreci. Gerçeklikle olan savaşım tam olarak ne zaman başladı bilmiyorum ama bu beni m varoluşumun bir parçası olmuş durumda, yani bunsuz nasıl var olacağımı bilmiyorum. İstemsizce kendimi kendi hayatımdan kaçarken buluyorum ve bu bir yerde ...

BOŞLUK VE BOŞALTIM SİSTEMİ

  Her an dolu dolu yaşanmalıymış, sürekli ne yapılacağı bilinmeliymiş gibi hissederek bu hayatın içinde sürünüp durduğumdan yaptığım hiçbir şey olmuş gibi gelmiyor. Bir yerlerde birilerinin kurallarına uymadığım için kendimi adi bir geri zekâlı gibi hissetmemin benim suçum olduğunu düşündüğümden var olamıyorum. Ne kendim gibi ne onların istediği gibi. İki türlü de elimde net bir sonuç olmuyor çünkü zaten hayatta ne olması gerekiyorsa oluyor diye inanırken olmayan her şeyin de yükünü omuzlarımda taşıyorum. Ben kendimden nefret etmeyi sizden öğrendim. Sizin onaylamalarınız olmadığında bir yanlışlık olduğu hissine vardığımda çok büyümüş de sayılmazdım bence. Ama siz dediğim şey de aslında benim şu an başkalarına gözüktüğümden ne kadar farklı bilemiyorum. Çünkü ben kendimi siz olmadan göremiyorum. Sık sık kendimi hayattan ve insanlardan soyutladığımı zannederken aslında kendimi daha güvenli sandığım ama gerçek olmayan bir dünyanın içinde buluyorum. Hayallerimde hep aşırı kabul edilen b...